Kanser Rehberi » Kanser riskinizi azaltın » Aşı olun » İnsan papilloma virüsü (HPV)
HPV (İnsan Papilloma Virüsü), oldukça yaygın bir virüstür ve çoğu zaman fark edilmeden bulaşabilir. Genellikle vajinal, anal veya oral seks sırasında ya da genital bölgeler arasındaki cilt temasıyla yayılır. Virüsü taşıyan bir kişinin herhangi bir belirti göstermemesi, enfeksiyonun fark edilmeden başkalarına geçmesine neden olabilir.
Aslında, HPV dünyadaki en yaygın cinsel yolla bulaşan enfeksiyondur. Öyle ki, tüm diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların toplamından daha yaygın olduğu tahmin edilmektedir.
HPV şu yollarla bulaşmaz:
Sarılmak
El sıkışmak
Öksürmek veya hapşırmak
Hava, yiyecek veya su yoluyla
Bu nedenle gündelik sosyal temaslar HPV’nin yayılması açısından risk oluşturmaz.
HPV (İnsan Papilloma Virüsü), 100’den fazla farklı virüs tipinden oluşan geniş bir virüs ailesidir. Bu virüslerin yaklaşık 40’tan fazlası cinsel yolla bulaşabilir ve vücudun çeşitli bölgelerinde enfeksiyona yol açabilir.
Cinsel yolla bulaşan HPV türleri, başta serviks (rahim ağzı) olmak üzere vajina, vulva, penis, anüs gibi genital bölgeleri etkileyebilir. Ayrıca bazı türler, ağız ve boğazın belirli kısımlarında da enfeksiyonlara neden olabilir.
HPV enfeksiyonu çoğu zaman belirti göstermeden geçse de, bazı türleri ciddi sağlık sorunlarına, özellikle rahim ağzı kanseri ve diğer genital kanserlere yol açabilir.
Cinsel olarak aktif kişilerin yaklaşık %75’i yaşamları boyunca en az bir kez HPV enfeksiyonu geçirir. Ancak bu enfeksiyon genellikle belirti vermez, bu yüzden birçok kişi virüsü taşıdığını fark etmeden yaşamına devam eder. Bu da enfeksiyonun ne zaman ve kimden bulaştığını belirlemeyi oldukça zorlaştırır.
Çoğu HPV enfeksiyonu bağışıklık sistemi tarafından kendiliğinden temizlenir ve birkaç yıl içinde kaybolur. HPV’nin kendisi için doğrudan bir tedavi yoktur, ancak virüsün yol açtığı genital siğiller gibi belirtiler tıbbi müdahaleyle tedavi edilebilir.
Birçok insan için HPV, soğuk algınlığı virüsleri gibi gelip geçicidir. Ancak nadir durumlarda, vücutta kalıcı hale gelen bazı HPV türleri kansere neden olabilir. Bu yüzden düzenli sağlık kontrolleri ve gerektiğinde HPV taramaları büyük önem taşır.
Çoğu cinsel olarak aktif insan yaşamı boyunca en az bir kez HPV (İnsan Papilloma Virüsü) ile enfekte olur. Genellikle bağışıklık sistemi bu virüsü birkaç yıl içinde temizler. Ancak bazı yüksek riskli HPV türleri vücutta kalıcı hale gelir ve zamanla kansere yol açabilecek hücresel değişikliklere neden olabilir.
Yüksek riskli HPV tipleri, rahim ağzı hücrelerinde anormal değişimlere yol açabilir. Bu değişiklikler erken evrede Pap testi ile tespit edilmez ve tedavi edilmezse, rahim ağzı kanserine dönüşebilir. Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamı HPV kaynaklıdır, özellikle de tip 16 ve 18’e bağlıdır.
Verilere göre, HPV’ye bağlı kanserlerin yaklaşık üçte ikisi rahim ağzı dışındaki bölgelerde görülmektedir. HPV enfeksiyonu şu kanser türleriyle ilişkilidir:
Anal kanserlerin %80–90’ı
Vajinal ve vulvar kanserlerin yaklaşık %40’ı
Penis kanserlerinin %40–50’si
Ağız ve boğaz (orofarengeal) kanserlerinin %25–35’i
Bu kanserlerin büyük kısmı, yüksek riskli HPV tipleri 16 ve 18 ile ilişkilidir.
HPV 16 ve HPV 18, en sık rastlanan yüksek riskli türlerdir. Bu virüsler:
Serviks (rahim ağzı), vajina, vulva, anüs, penis, ağız ve boğazda kanserojen hücre değişimlerine yol açabilir.
Servikal kanserlerin %70’inden fazlasının başlıca nedenidir.
Yüksek riskli bir HPV enfeksiyonu geçiren kişilerde, özellikle kalıcı hale gelirse, kanser öncesi hücresel değişiklikler gelişebilir. Bu nedenle Pap testi ve HPV taraması ile düzenli kontrol büyük önem taşır. Erken fark edilen değişiklikler başarıyla tedavi edilebilir.
Düşük riskli HPV türleri, kansere neden olmaz ancak genital siğillere yol açabilir. Özellikle:
HPV 6 ve HPV 11, genital siğillerin %90’ından sorumludur.
Siğiller, enfekte bir kişiyle cilt teması sonrası haftalar ya da aylar içinde ortaya çıkabilir.
Genital siğiller tedavi edilebilir. Fark ettiğinizde, uygun tedavi için mutlaka sağlık uzmanınıza başvurun.
Çoğu cinsel olarak aktif insan yaşamı boyunca en az bir kez HPV (İnsan Papilloma Virüsü) ile enfekte olur. Genellikle bağışıklık sistemi bu virüsü birkaç yıl içinde temizler. Ancak bazı yüksek riskli HPV türleri vücutta kalıcı hale gelir ve zamanla kansere yol açabilecek hücresel değişikliklere neden olabilir.
HPV’nin kansere neden olan türlerine karşı en etkili korunma yöntemi HPV aşısıdır. Türkiye’de 9’lu HPV aşısı (Gardasil 9) kullanılmaktadır ve Ocak 2023 itibarıyla temin edilebilmektedir .
9-14 yaş arası çocuklar için 6 ay arayla 2 doz yeterlidir.
15 yaş ve üzeri bireyler için 3 doz uygulanması önerilmektedir .
Aşı, HPV 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 türlerine karşı koruma sağlar ve yaklaşık %90 koruyuculuk sunar .
Tek eşlilik: Partner sayısının az olması, HPV bulaşma riskini azaltır .
Prezervatif kullanımı: Cilt teması yoluyla bulaşan HPV’yi tamamen engellemese de, genital siğil gibi belirtileri azaltabilir .
Bağışıklık sistemini güçlendirme: Düzenli uyku, dengeli beslenme ve sigaradan kaçınma, vücudun savunma mekanizmasını destekler .
Kadınlar için smear testi: 21 yaşından itibaren her 3 yılda bir yapılması önerilir.
HPV tiplendirme testi: 30 yaş ve üzeri kadınlarda 5 yılda bir yapılmalıdır.
Kolposkopi: HPV pozitifliği veya anormal smear sonucu durumunda uygulanır .
Önemli Not: HPV aşısı, mevcut HPV enfeksiyonlarına karşı koruma sağlamaz. Bu nedenle, cinsel yaşam başlamadan önce aşılanmak en etkili korunma yöntemidir .
HPV aşıları, mevcut HPV enfeksiyonlarını ya da virüsün yol açtığı hastalıkları (örneğin genital siğiller veya kanserler) tedavi etmez. Ancak, kişiyi gelecekte karşılaşabileceği bazı yüksek riskli HPV türlerine karşı koruyarak enfeksiyonun ve kansere dönüşebilecek hücresel değişimlerin önlenmesine yardımcı olur.
Türkiye’de şu anda Gardasil 9 isimli aşı yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu aşı, HPV’nin hem kansere hem de genital siğillere neden olan 9 farklı tipine (HPV 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52, 58) karşı koruma sağlar.
9–14 yaş arası bireyler için: 6 ay arayla iki doz yeterlidir.
15 yaş ve üzeri bireyler için: Genellikle üç dozluk bir aşılama programı önerilir.
Şu anda Türkiye’de HPV aşısı devlet tarafından genel aşı programına dahil edilmemiştir. Ancak bazı yerel yönetimler, dernekler veya özel kampanyalar aracılığıyla ücretsiz veya indirimli aşılama programları sunulabilmektedir. Aşı ücretli olarak eczanelerden reçeteyle temin edilebilir.
Mevcut bilimsel veriler, HPV aşılarının güvenli olduğunu açıkça göstermektedir. Aşıların neden olduğu yan etkiler, genellikle hafif ve geçicidir – tıpkı diğer aşılar gibi. En yaygın yan etkiler arasında aşı yapılan bölgede kızarıklık, şişlik veya hafif ağrı yer alır. Nadiren baş dönmesi veya hafif ateş görülebilir.
HPV aşılarının güvenliği, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık otoriteleri tarafından düzenli olarak izlenmektedir.
9 yaşın altındaki çocuklara HPV aşısı önerilmez.
Hamile kadınlara uygulanması da genellikle tavsiye edilmez. Aşı planlaması için gebelik sonrasına ertelenmesi önerilir.
HPV aşısı yaptırmadan önce, özellikle hamilelik, bağışıklık sorunları veya alerji geçmişi gibi özel durumlarınız varsa, mutlaka bir sağlık uzmanına danışmanız önemlidir.
Bugüne kadar yapılan araştırmalar, HPV aşılarının koruyuculuğunun en az 10 yıl boyunca sürdüğünü göstermektedir. Aşının etkisi zaman içinde azalmadan devam eder; şu ana kadar korumanın zayıfladığına dair bir kanıt bulunmamıştır.
Aşıların uzun vadeli etkilerini daha iyi anlamak için bilimsel çalışmalar hâlâ devam etmektedir. Bu sayede, gelecekte güçlendirici (rapel) dozlara ihtiyaç olup olmayacağı da netlik kazanacaktır.
Şu an için güçlendirici doz önerisi yoktur.
Tekrar doz gerekip gerekmediği, önümüzdeki yıllarda yapılacak yeni araştırmalarla belirlenecektir.
HPV aşısının sunduğu uzun süreli koruma, özellikle kansere neden olan HPV tiplerine karşı çok önemli bir avantaj sağlar.
HPV testi, genellikle 30 yaş ve üzerindeki kadınlar ya da rahim ağzı (serviks) bulunan bireyler için önerilir. Bu yaş grubunda HPV enfeksiyonlarının uzun süre kalıcı olma ve rahim ağzı kanserine dönüşme ihtimali daha yüksektir, bu nedenle test daha anlamlı hale gelir.
Türkiye’de, smear (Pap) testi ile birlikte veya ayrı olarak yüksek riskli HPV tiplerini tespit eden HPV DNA testleri özel sağlık kuruluşlarında yapılabilmektedir.
Şu anda erkekler için onaylanmış bir HPV testi bulunmamaktadır. Ancak, erkekler de HPV taşıyıcısı olabilir ve virüsü başkalarına bulaştırabilirler. Bu nedenle aşı ile korunma, erkekler için de en etkili yöntemdir.
30 yaş altındaki kadınlarda HPV enfeksiyonları oldukça yaygındır, ancak bu enfeksiyonların çoğu bağışıklık sistemi tarafından kendiliğinden temizlenir. Bu yaş grubunda yapılan testler, gereksiz kaygı, müdahale ve tedavilere yol açabileceği için genellikle tercih edilmez.
HPV testleri, özellikle yüksek riskli HPV türlerini saptamak amacıyla kullanılır. Bu testler, kişinin rahim ağzı (serviks) kanseri geliştirme riskini belirlemeye yardımcı olur. Araştırmalar, HPV testlerinin servikste kanser öncesi hücresel değişiklikleri tespit etmede Pap (smear) testinden daha hassas olabileceğini göstermektedir.
Serviks kanseri taramasında
Anormal smear test sonuçlarının takibinde
Risk grubundaki kişilerin daha erken izlenmesinde
Türkiye’de HPV DNA testi, özel sağlık kuruluşlarında ve bazı kamu hastanelerinde yapılmaktadır. HPV testleri, hâlihazırda ulusal serviks kanseri tarama programında Pap testine ek olarak veya onun yerine kullanılamamaktadır, ancak bazı merkezlerde bireysel talep üzerine uygulanmaktadır.
Pap testi, serviks hücrelerindeki anormallikleri arar.
HPV testi, bu hücre değişikliklerine neden olabilecek virüsü doğrudan tespit eder.
Her iki testin de serviks kanserinin erken teşhisinde önemli rolü vardır. Türkiye’de 30–65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir ücretsiz smear testi yapılması önerilmektedir.