Sözlük

A

Görme, bağışıklık ve hücre büyümesi için önemli yağda çözünen vitamin.
Karın boşluğunda (periton boşluğunda) biriken sıvının iğneyle çekilmesi işlemidir. Tanı koymak veya fazla sıvıyı boşaltmak amacıyla yapılır. Siroz, kanser veya enfeksiyonlarda bu sıvı birikebilir.
Tıbbi anlamda istenmeyen veya hastalıklı dokuların, organların ya da hücrelerin cerrahi, radyofrekans, lazer veya kimyasal yöntemlerle yok edilmesi işlemidir. Özellikle tümör tedavisinde, kalp ritim bozukluklarında kullanılır.
Hem hastaların hem de araştırmacıların hangi tedavinin uygulandığını bildiği klinik çalışma.
Radyoaktif maddelerin sıvı ya da kapsül hâlinde vücuda verilmesiyle yapılan radyoterapi.
Pankreastaki insülin ve diğer hormonları üreten hücre grubu (Langerhans Adacıkları).
Bez yapısına sahip dokulardan (epitelden) gelişen kötü huylu bir kanser türüdür. Mide, kolon, akciğer, prostat ve meme gibi birçok organda görülebilir. Genellikle yavaş ilerler ancak tedavi edilmezse yayılabilir.
Bez dokusundan kaynaklanan genellikle iyi huylu tümördür. Örneğin, hipofiz bezi, tiroid, kolon gibi bölgelerde görülebilir. Bazı türleri zamanla kansere dönüşebilir.
Kalın bağırsakta gelişen, kanser öncüsü olabilen iyi huylu büyümelerdir. Kolonoskopi ile tespit edilip alınmaları önerilir, çünkü zamanla kolorektal kansere dönüşebilirler.
Hem bez dokusundan (epitel) hem de bağ dokusundan (mezenkimal) oluşan nadir ve kötü huylu tümör türüdür. Genellikle rahim ve yumurtalık gibi jinekolojik organlarda görülür.
Ana tedavi (genellikle cerrahi) sonrası uygulanan destekleyici tedavilerdir. Amaç, mikroskobik düzeyde kalmış olabilecek tümör hücrelerini yok etmek ve nüks riskini azaltmaktır. Kemoterapi, radyoterapi veya hormon tedavisi olabilir.
Vücuttaki bağışıklık hücrelerinin (T hücreleri gibi) laboratuvar ortamında çoğaltılarak veya genetik olarak değiştirildikten sonra hastaya geri verilmesiyle yapılan kanser tedavisi yöntemidir.
Böbreklerin üst kısmında yer alan iki küçük endokrin bezdir. Adrenalin, kortizol ve aldosteron gibi hayati hormonları salgılar. Vücudun stres yanıtı, su-tuz dengesi ve metabolizması üzerinde etkili olur.
Bir ilacın veya tedavinin beklenmeyen ve istenmeyen etkisidir. Bu reaksiyonlar hafif (örneğin baş dönmesi) olabileceği gibi, ciddi (örneğin anafilaksi) de olabilir.
Tükürük salgısının azalması sonucu ağızda hissedilen kuruluk.
Ağızdan alınan ilaç veya işlem.
Gebeliği önlemek için ağızdan alınan ilaçlar.
Vücutta belirli bir reseptöre bağlanarak onun doğal etkisini taklit eden veya artıran maddelerdir. Örneğin, morfin bir opioid reseptör agonistidir ve ağrıyı azaltır.
Bireylerin genel sağlık takibini yapan, koruyucu sağlık hizmeti sunan ilk basamak hekimidir.
Aile bireylerinde görülen hastalıkların kişide ortaya çıkma riskini değerlendirmede kullanılır.
Genetik geçişli, aile bireylerinde daha sık görülen durum veya hastalıkları tanımlar.
Kalıtsal olarak geçen ve kalın bağırsakta yüzlerce polip oluşumuna yol açan hastalık. Kanser riskini büyük ölçüde artırır.
Vücutta çok sayıda atipik benin bulunduğu ve melanom (cilt kanseri) riskinin yüksek olduğu kalıtsal durumdur.
Kalıtsal bir durumdur; bireylerde çok sayıda atipik ben (nevüs) bulunur ve melanom (cilt kanseri) gelişme riski artar.
Aynı ailede birden fazla kişide benzer kanser türlerinin görülmesine neden olan genetik hastalıklar grubudur.
Solunum sisteminin temel organı; oksijen alımı ve karbondioksit atımı görevini yapar.
Akciğer kapasitesi ve fonksiyonlarını ölçen testler.
Hücrelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerini ölçmek için kullanılan laboratuvar tekniğidir. Lösemi ve lenfoma tanısında kullanılır.
Özellikle bazı düşük riskli kanser türlerinde (örneğin prostat kanseri), tedavi yerine düzenli kontrollerle hastalığın seyrinin izlenmesi stratejisidir. Gerektiğinde müdahale edilir.
Hızlı başlayan ve kısa sürede seyreden hastalıkları tanımlamak için kullanılır. Genellikle şiddetli belirtilerle ortaya çıkar, ancak süresi sınırlıdır. Örneğin: akut apandisit.
Bağışıklık sisteminin bir parçası olan, enfeksiyonlarla savaşan hücreler.
Karaciğer başta olmak üzere bazı organlarda bulunan bir enzimdir. ALT seviyesinin yüksekliği, genellikle karaciğer hasarını veya hastalığını gösterir.
Bir genin, aynı kromozom üzerinde bulunan farklı versiyonlarıdır. Bireyin genetik özelliklerini belirler.
Alel ile ilgili olan; bir genin farklı versiyonlarına ait özellikleri ifade eder.
Karaciğer ve bazı kanser türlerinin tanısında kullanılan bir tümör belirtecidir. Ayrıca, hamilelikte fetal anormalliklerin tespiti için de ölçülür.
Vücut dokularının aldığı radyasyon enerjisinin ölçüsü.
Kemik, karaciğer, böbrek gibi organlarda bulunan bir enzimdir. ALP seviyesindeki artış, genellikle karaciğer veya kemik hastalıklarına işaret eder.
Genetik olarak farklı bireyler arasında yapılan doku veya organ nakillerini tanımlar. Örneğin, bir kişiden diğerine yapılan kemik iliği nakli allojeniktir.
Saçın kısmen veya tamamen dökülmesidir. Genetik, hormonal değişiklikler, hastalıklar veya ilaçlar nedeniyle oluşabilir.
Kalın bağırsak ve rektumun röntgen ile incelenmesi için kullanılan görüntüleme yöntemi.
Boğazın yemek borusuna açılan alt kısmı; bazı kanser türlerinin gelişebileceği bölge.
Geleneksel tıbbın dışında kullanılan tedavi yöntemleridir. Bitkisel ilaçlar, akupunktur gibi yöntemler bu kapsamdadır.
Cerrahi müdahale, hastalıklı bölgenin cerrahi yolla tedavisi.
Cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir durumda olan hastalık veya tümör.
Cerrahi olarak çıkarılamayacak kadar yayılmış veya riskli olan tümör ya da hastalık.
Cerrahi işlemden önceki döneme ait.
Cerrahi operasyon sırasında yapılan işlemler veya gözlemler.
Cerrahi işlemden sonra olan döneme ait.
Kadının belirli bir süre boyunca adet görmemesi durumudur. Hormonal dengesizlikler, stres veya bazı hastalıklar nedeniyle oluşabilir.
Bir uzvun cerrahi olarak kesilmesidir. Genellikle ciddi yaralanmalar veya enfeksiyonlar nedeniyle yapılır.
Alerjenlere karşı gelişen, yaşamı tehdit edebilecek şiddetli alerjik reaksiyondur. Acil tıbbi müdahale gerektirir.
Ağrıyı azaltan veya ortadan kaldıran ilaçlardır. Parasetamol, ibuprofen gibi ilaçlar bu gruba girer.
Hücrelerin farklılaşma yeteneğini kaybederek kontrolsüz ve düzensiz şekilde çoğalmasıdır. Genellikle kanser hücrelerinde görülür.
İki vücut yapısının (örneğin damar veya bağırsak) cerrahi olarak birleştirilmesidir.
Erkek cinsiyet özelliklerinin gelişmesini sağlayan hormonlardır. Testosteron en bilinenidir.
Kanda yeterli sağlıklı kırmızı kan hücresi veya hemoglobin bulunmaması durumudur. Yorgunluk, solukluk gibi belirtilerle kendini gösterir.
Cerrahi işlemler sırasında ağrıyı önlemek için kullanılan yöntemdir. Genel veya lokal olabilir.
Ağrıyı önlemek veya azaltmak için kullanılan ilaçlardır.
Anestezi uygulayan ve hastanın ameliyat sırasındaki yaşam fonksiyonlarını izleyen tıp doktorudur.
Yeni kan damarlarının oluşum sürecidir. Normal iyileşme süreçlerinde veya tümör büyümesinde rol oynar.
Kan damarlarının görüntülenmesi için yapılan tıbbi görüntüleme yöntemidir.
Kan veya lenf damarlarının iç yüzeyinden kaynaklanan nadir ve agresif bir kanser türüdür.
Anjiyogenez sürecini inhibe eden, yani yeni damar oluşumunu engelleyen bir proteindir.
Lenfoma türü kanserlerin evresini belirlemek için kullanılan bir sınıflandırma sistemidir.
Anoreksiya, kişinin yemek yemeyi reddetmesi veya iştah kaybı yaşaması durumudur. Anoreksiya nervoza, kilo alma korkusu ve beden algı bozukluğu nedeniyle kişinin aşırı kilo kaybına yol açan ciddi bir yeme bozukluğudur.
Anoskopi, anüs ve rektumun iç kısmını incelemek için kullanılan bir tanı yöntemidir. Anoskop adı verilen aletle yapılan bu işlem, hemoroid, fissür gibi makat bölgesi hastalıklarının teşhisinde kullanılır.
Antagonist, bir kasın başka bir kas tarafından aksi yönde itilmesi veya çekilmesi durumudur. Ayrıca, ilaçların etkisini durduran veya azaltan maddeleri de ifade eder.
Anti-anjiyogenez, yeni kan damarlarının oluşumunu engelleyen bir tedavi yaklaşımıdır. Özellikle tümörlerin büyümesini ve metastazını önlemek amacıyla kanser tedavisinde kullanılır.
Antiandrojen tedavisi, androjen hormonlarının (testosteron gibi) etkilerini engelleyen ilaçlarla yapılan bir tedavi yöntemidir. Prostat kanseri gibi androjen duyarlı hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Antibiyotikler, bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Bakterilerin büyümesini durdurur veya öldürürler.
Antiemetik ilaçlar, mide bulantısı ve kusmayı önlemek veya tedavi etmek için kullanılır. Kemoterapi gibi tedavilerin neden olduğu bulantılarda yaygın olarak kullanılır.
Antiestrojen tedavisi, östrojen hormonunun etkilerini engelleyen ilaçlarla yapılan bir tedavi yöntemidir. Özellikle östrojen duyarlı meme kanseri tedavisinde kullanılır.
Antifungal ilaçlar, mantar enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılır. Cilt, tırnak ve sistemik mantar enfeksiyonlarında etkilidir.
Antiinflamatuar ilaçlar, vücutta iltihaplanmayı azaltan veya önleyen maddelerdir. Romatoid artrit gibi iltihaplı hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Antijenler, bağışıklık sisteminin tanıdığı ve yanıt verdiği yabancı maddelerdir. Aşılar, vücuda antijen sunarak bağışıklık yanıtı oluşturur.
Antikoagülanlar, kanın pıhtılaşmasını önleyen veya geciktiren maddelerdir. Tromboz ve emboli gibi durumların önlenmesinde kullanılır.
Antikorlar, bağışıklık sistemi tarafından üretilen ve vücuda giren yabancı maddeleri tanıyıp etkisiz hale getiren proteinlerdir.
Antikor tedavisi, belirli hastalıkları hedef alan antikorların kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. Kanser ve otoimmün hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Antimetabolitler, hücrelerin DNA ve RNA sentezini engelleyerek hücre bölünmesini durduran kemoterapi ilaçlarıdır. Kanser tedavisinde kullanılır.
Antineoplastik ilaçlar, tümör hücrelerinin büyümesini ve çoğalmasını engelleyen kemoterapi ajanlarıdır.
Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyen maddelerdir. Besinlerde doğal olarak bulunurlar.
Antisens tedavisi, genetik hastalıkların tedavisinde kullanılan ve belirli genlerin ifadesini engelleyen bir tedavi yöntemidir.
Antisitokin tedavisi, aşırı bağışıklık tepkilerini azaltmak için sitokinlerin etkilerini engelleyen ilaçlarla yapılan bir tedavi yöntemidir.
Anüs, sindirim sisteminin son kısmı olan ve dışkının vücuttan atıldığı açıklıktır.
Apandis, kalın bağırsağın başlangıç kısmında bulunan küçük, kör bir bağırsaktır.
Aplastik anemi, kemik iliğinin yeterli kan hücresi üretememesi sonucu oluşan ciddi bir kan hastalığıdır.
Aplazi, bir organın veya dokunun gelişmemesi veya yokluğu durumudur.
Klinik araştırma veya deneysel aşamada olan tedavi veya ilaç.
Areola, meme ucunun etrafındaki koyu renkli cilt bölgesidir.
Vücuttan toksinlerin atılması veya zararlı maddelerin temizlenmesi süreci.
Vücutta arka taraf veya arka bölüm.
Aromataz inhibitörleri, östrojen üretimini engelleyerek hormon duyarlı meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlardır.
Arsenik, doğada bulunan zehirli bir elementtir. Yüksek dozda alındığında toksik etkilere yol açar.
Asbest, lifli yapıda doğal bir silikat mineralidir. Isıya, aşınmaya ve kimyasallara dayanıklıdır. Ancak solunması, akciğer hastalıklarına ve kansere yol açabilir.
Asemptomatik, hastalığın belirti göstermemesi durumudur. Birey, hastalığı taşısa da herhangi bir semptom yaşamaz.
Asimetrik, iki tarafın şekil veya boyut açısından eşit olmamasını ifade eder. Tıpta, organların veya yapılarının dengesizliğini tanımlar.
Asit, karın boşluğunda anormal sıvı birikimidir. En yaygın nedeni karaciğer sirozudur, ancak kalp yetmezliği ve kanser gibi durumlar da neden olabilir.
Bağışıklık sistemini hastalığa karşı güçlendirmek için yapılan tedavi yöntemi.
AST, karaciğer, kalp ve kaslarda bulunan bir enzimdir. Yüksek seviyeleri genellikle karaciğer hasarını gösterir.
Aspirasyon, yiyecek, sıvı veya yabancı cisimlerin soluk borusuna kaçmasıdır. Bu durum, özellikle yutma güçlüğü olan bireylerde görülür ve akciğer enfeksiyonlarına yol açabilir.

B

B hücreli lenfoma, B lenfositlerinden kaynaklanan bir lenf kanseri türüdür.
B hücreleri, bağışıklık sisteminin antikor üreten hücreleridir.
B lenfositler, bağışıklık sisteminin bir parçası olan ve antikor üreten beyaz kan hücreleridir.
BCG aşısı, tüberküloz hastalığına karşı koruma sağlamak için kullanılan bir aşıdır.
Ağız ve boğaz bölgesinde bağışıklıkta rol oynayan lenfoid doku.
Vücudun yapısal destek sağlayan dokusudur. Kemik, kıkırdak, yağ, tendonlar ve bağlar bağ dokusuna örnektir. Yaralanmalarda ve kanserlerde etkilenebilir.
Karın boşluğunda organları saran yağlı zar.
Sindirim sisteminin mide ile anüs arasında yer alan bölümü; ince ve kalın bağırsaktan oluşur.
Bağışıklık yanıtının baskılanması; organ nakli sonrası ya da otoimmün hastalık tedavisinde gereklidir.
Vücudu enfeksiyonlara, hastalıklara ve yabancı maddelere karşı koruyan hücre ve organlar sistemi.
Bağışıklık sistemi zayıflamış ya da baskılanmış kişi; enfeksiyonlara daha açıktır.
Vücudun yabancı maddelere (antijenlere) karşı geliştirdiği savunma tepkisi.
Kanser veya başka hastalıklarda ana tedavi sonrası hastalığı kontrol altında tutmak için uygulanan tedavi.
Bakteriler, mikroskobik, tek hücreli organizmalardır.
Solunum yollarından çıkarılan mukus ve diğer maddeler.
BAP1 tümör eğilimi sendromu, BAP1 genindeki mutasyonlarla ilişkili, belirli kanser türlerine yatkınlık sağlayan genetik bir durumdur.
Barrett özofagusu, yemek borusu alt kısmındaki hücrelerin mide asidine maruz kalarak değişmesi durumudur.
Baryum röntgeni, sindirim sisteminin görüntülenmesi için baryum sülfat kullanılarak yapılan bir röntgen türüdür.
Klinik araştırma veya denemeyi yöneten sorumlu bilim insanı.
Ağız, gırtlak, yutak, burun, sinüsler ve tükürük bezleri gibi bölgelerden kaynaklanan kanserlerin genel adıdır.
Bazal hücreler, cildin en alt tabakasında bulunan hücrelerdir.
Gorlin-Goltz sendromu olarak da bilinen bu genetik hastalık, ciltte ve diğer organlarda anormalliklerle karakterizedir. Otosomal dominant kalıtım gösterir ve mandibular kistler, bazal hücreli karsinomlar gibi belirtilerle erken yaşta ortaya çıkabilir.
Bazofiller, bağışıklık sisteminin bir parçası olan beyaz kan hücreleridir. Alerjik reaksiyonlarda ve inflamatuar süreçlerde rol oynarlar.
Bu genetik bozukluk, aşırı büyüme ve çocukluk çağı tümörlerine yatkınlık ile karakterizedir. Makrozomi, makroglossi ve karın duvarı defektleri gibi belirtilerle kendini gösterir.
Kişinin boyuna göre kilosunun değerlendirilmesini sağlayan bir ölçümdür. Vücut ağırlığının (kg) boyun karesine (m²) bölünmesiyle hesaplanır. Fazla kiloluluk veya obezite gibi durumların belirlenmesinde kullanılır.
Radyoaktivitenin SI birimidir. 1 Bq, bir radyoaktif maddenin saniyede bir bozunma yapması anlamına gelir.
Tedaviye hemen başlanmadan hastalığın gidişatının düzenli gözlemlenmesi.
Omurilik sıvısının alınması için yapılan tıbbi işlem.
Derideki pigmentli veya düzleşmiş doğuştan ya da sonradan oluşan oluşum.
Plazma hücreleri tarafından üretilen bu protein, multipl miyelom gibi hematolojik kanserlerde idrarda bulunabilir ve tanı için önemlidir.
Tiroid ve servikal sitoloji örneklerinin değerlendirilmesinde kullanılan, kanser riskini sınıflandıran sistemdir. Altı kategoriye ayrılır.
Bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla mücadele eden hücreleri.
Beynin en büyük bölümüdür. Duyuların algılanması, düşünce, hafıza, konuşma, hareket gibi birçok önemli işlevi yönetir.
Beyin ve omuriliği çevreleyen, koruyan ve besleyen berrak sıvıdır. Belden sıvı alımı (lomber ponksiyon) ile incelenebilir.
Beyin ve omuriliği çevreleyen sıvıdır. Enfeksiyon, kanser yayılımı gibi durumların tanısında incelenir.
Beynin alt kısmında yer alır ve temel yaşamsal fonksiyonları (nefes alma, kalp atışı, refleksler) kontrol eder. Hasarı ciddi nörolojik sonuçlara yol açabilir.
Beyin-omurilik sıvısının normalden fazla birikmesiyle oluşan durum; beyin içi basınç artışına neden olur.
Beyindeki tümör, kanama, pıhtı, enfeksiyon ya da anormallikleri saptamak için yapılan görüntüleme testleridir. MRI ve BT taramaları en sık kullanılan yöntemlerdir.
Beynin arka-alt kısmında yer alan, denge ve koordinasyondan sorumlu olan yapıdır. Hasarında yürüme bozuklukları ve titreme görülür.

Bez

Hormon, enzim veya diğer maddeleri salgılayan organ veya hücre gruplarıdır (ör. tiroid bezi, prostat bezi).
Salgı yapma özelliğine sahip hücrelerdir. Özellikle meme, mide, kolon gibi organlarda bulunur.
Hasta veya deneğin, yapılacak tıbbi müdahale hakkında bilgilendirilip yazılı onay vermesi.
CT taraması ile eşanlamlıdır. Vücudun detaylı kesit görüntülerini elde etmek için kullanılır.
X-ışını teknolojisiyle vücudun kesitsel görüntülerini oluşturan tanı yöntemidir. Kanserin evrelendirilmesi ve iç organların detaylı görüntülenmesinde kullanılır.
X-ışınları kullanarak vücudun kesitsel görüntülerini alan tanı yöntemidir. Tümörlerin yerini, büyüklüğünü belirlemede önemli bir tekniktir.
Vücudun kesitsel görüntülerini sağlayan radyolojik tetkiktir. Kanser tanı ve takibinde sıklıkla kullanılır.
Hemoglobin yıkımı sonucu oluşan ve karaciğer tarafından safra ile atılan sarımsı pigmenttir. Yüksek seviyeleri sarılığa neden olabilir.
Beynin düşünme, öğrenme, hafıza, karar verme gibi zihinsel süreçleriyle ilgili terimdir. Kanser tedavisi sırasında veya sonrasında bilişsel bozukluklar görülebilir.
Kronik lenfositik löseminin (KLL) evrelenmesinde kullanılan sistemdir. Hastalığın yayılımını ve prognozunu belirlemede yardımcı olur.
Bir hastalık için tercih edilen ilk tedavi yöntemi. En etkili ve en az yan etkili tedavi olması amaçlanır.
Anne, baba, kardeş veya çocuk gibi en yakın kan bağı olan aile bireyleri. Kalıtsal risk değerlendirmelerinde önemlidir.
Bir hastalığın varlığını veya seyrini gösteren, ölçülebilir biyolojik göstergelerdir.
Orijinal biyolojik ilaçlara benzer yapıda ve etkililikte olan, ancak farklı üreticiler tarafından geliştirilen ilaçlardır.
Bireyin fizyolojik süreçlerini kontrol etmeyi öğrenmesini sağlayan bir tekniktir. Genellikle stres yönetimi ve ağrı kontrolünde kullanılır.
Özellikle prostat kanseri tedavisinden sonra PSA seviyelerinin yeniden yükselmesiyle tanımlanan, klinik belirti göstermeyen nüks durumudur. Bakınız : Prostat Kanseri Tedavisi
Canlı organizmalardan elde edilen veya bunlar tarafından üretilen, genellikle protein yapısında olan ilaçlardır.
Bağışıklık sistemini kullanarak hastalıklarla savaşmayı hedefleyen tedavi yöntemidir.
Bağışıklık sisteminin yanıtını artıran veya modüle eden maddelerdir. Kanser tedavisinde kullanılır.
Hücrelerin veya dokuların mikroskobik incelemesi için alınan örnekleme işlemidir.
KML’nin son evresidir ve akut lösemiye benzer belirtiler gösterir.
Olgunlaşmamış kan hücreleridir. Lösemi gibi hastalıklarda sayıları artar.
Kronik miyeloid löseminin (KML) ilerlemiş evresinde, blast hücrelerinin hızla arttığı ve hastalığın agresifleştiği durumdur.
Nadir görülen, genetik bir hastalık olup, kısa boy, cilt hassasiyeti ve kanser riskinde artış ile karakterizedir.
Vücuttaki atık maddelerin süzülerek idrar haline getirildiği, kan basıncını ve elektrolit dengesini düzenleyen çift organ.
Böbrekte idrarı toplayan boşluk bölgesi.
Ağız ile yemek ve soluk borusunu birleştiren bölge.
Belirli bir bölgeye ait, sınırlı alanda.
Kısa süre içinde, genellikle damar yoluyla uygulanan büyük miktarda ilaç ya da sıvıdır. Kemoterapi, insülin veya diğer ilaçlar için kullanılır.
Ciltte yavaş büyüyen, yüzeysel, in situ (yayılmamış) skuamöz hücreli karsinomdur. Erken evrede tanı konursa kolayca tedavi edilebilir. Genellikle güneşe maruz kalan bölgelerde görülür.
Radyasyon kaynağının doğrudan tümör içine veya yakınına yerleştirildiği radyoterapi türüdür. Prostat, rahim ağzı ve meme kanserlerinde yaygın olarak kullanılır. Sağlıklı dokulara verilen zarar minimaldir.
BRCA1 ve BRCA2 genlerinde meydana gelen mutasyonlar, özellikle meme ve over (yumurtalık) kanseri riskini önemli ölçüde artırır. Genetik testlerle saptanabilir ve risk yönetimi yapılabilir.
Melanom (cilt kanseri) tümörlerinin ciltteki derinliğine göre sınıflandırılmasıdır. Tümör ne kadar derinse, hastalığın ilerleme riski o kadar yüksektir.
Akciğer dokusunun bronşlardan kaynaklanan kötü huylu (malign) tümörüdür. Küçük hücreli ve küçük hücreli olmayan olmak üzere iki ana tipi vardır.
Solunum yollarını incelemek için ağız veya burundan bronşlara bir kamera sistemi (bronkoskop) ile girilerek yapılan endoskopik işlemdir. Biyopsi alınabilir veya yabancı cisim çıkarılabilir.
Soluk borusunun (trakea) akciğerlere girerken iki ana dala ayrıldığı kısımdır. Bronşlar, akciğerlerin içine doğru ilerleyerek daha küçük hava yollarına (bronşiollere) ayrılır.
Mide bulandırıcı, kusma isteği hissi.
Çok hızlı büyüyen, nadir görülen bir non-Hodgkin lenfoma türüdür. Çocuklarda daha sık görülür. Genellikle çene, karın veya merkezi sinir sisteminde belirti verir.
Hücre yapısı büyük olan, genellikle agresif seyreden bir tür kanser.
Hücrelerin büyümesi, çoğalması ve farklılaşmasını düzenleyen proteinlerdir (örn. VEGF, EGF).
Tümör hücrelerinin büyümesini engellemek için büyüme faktörlerini bloke eden tedavi yöntemidir.
Büyüme faktörlerinin hücre üzerindeki etkisini durdurarak tümör gelişimini engelleyen tedavi yaklaşımıdır.
Hücre yüzeyindeki büyüme faktörü reseptörlerini bloke ederek sinyallemeyi engelleyen ajan.

C

Özellikle over (yumurtalık) kanserinin takibinde kullanılan bir tümör belirtecidir. Seviyelerinin yükselmesi, bazı kanser türlerinde veya iyi huylu hastalıklarda görülebilir.
Meme kanserinin takibinde kullanılan bir tümör belirtecidir. Erken tanıdan çok, tedaviye yanıtı izlemek amacıyla kullanılır.
Pankreas, safra yolları ve bazı mide-bağırsak sistemi kanserlerinde kullanılan bir belirteçtir. Tanı koymaktan çok hastalık takibinde değerlidir.
Canlı organizma içinde gerçekleşen deneyler ya da işlemler.
Genetik geçişli, nadir görülen bir hastalıktır. Cilt lekeleri, kalp tümörleri (miksoma), adrenal tümörler ve endokrin bozukluklarla karakterizedir.
Ameliyat yapan doktor.
Hastalıkların ameliyatla tedavisi.
Tümörün cerrahi yolla tamamen çıkarılabilir olması.
Kanser cerrahisi konusunda uzman doktor.
Melanom evrelemesinde kullanılan, tümörün ciltte ne kadar derine indiğini gösteren sınıflandırmadır. Derinlik arttıkça prognoz kötüleşir.
Nadir genetik hastalık olup, çok sayıda iyi huylu tümör ve kanser riskinde artış ile karakterizedir.
Vücutta aşırı kortizol hormonunun etkisiyle oluşan hastalık. Yüzde yuvarlaklaşma, kilo artışı ve hipertansiyon gibi belirtiler görülür.
Robotik ve yüksek hassasiyetli radyoterapi cihazıdır. Kanser tümörlerini cerrahi olmadan radyasyonla tedavi eder.

Ç

Klinik araştırmada tedavi veya gözlem yapılan hasta grubu.
Kalbin hızlı veya düzensiz atması hissi.
Hücrelerin genetik materyalini içeren merkezi yapı.
İğne ile tümör veya şüpheli dokudan doku örneği alınmasıdır. Tanı için daha güvenilir sonuç verir.
Çene ve yüz bölgesine ait.
Sigara içenlerin yaydığı dumanın çevredeki kişiler tarafından solunmasıdır. Sağlık için zararlıdır.
Çocuklarda kanser tedavisi yapan uzman doktor.
Birden fazla bölgede veya odakta oluşan (örneğin, birden fazla tümör odağı).

D

Kemik sağlığı için kalsiyum emilimini düzenleyen vitamin.
Klinik çalışmalarda hangi hastaların çalışmaya katılabileceğini belirleyen koşullar.
Kan hücrelerinin üretimi ve bağışıklık sisteminde rol oynayan organ.
Ağız çatısını oluşturan yapı.
Damar içine ilaç verme, kan alma gibi işlemler için yerleştirilen tıbbi cihaz.
İlacın doğrudan damara verilmesi yöntemi.
Intravenous kelimesinin kısaltması, damar içi enjeksiyon anlamında kullanılır.
Hücrelerin veya sıvıların damar içine geçmesi, özellikle kanser hücrelerinin yayılması bağlamında kullanılır.
Cerrahi veya diğer yöntemlerle tümörün büyük kısmının çıkarılmasıdır. Tedavi etkinliğini artırmak için yapılır.
Vücudun yeterince su kaybetmesi sonucu oluşan durumdur. Kanser hastalarında tedavi yan etkisi olabilir.
Kromozom veya genlerin bir parçasının kaybolmasıdır. Genetik hastalıklarda ve bazı kanserlerde görülebilir.
Bağışıklık sisteminin antijen sunan hücreleridir. Vücudu enfeksiyon ve tümörlere karşı korumada önemli rol oynar.
Klinik çalışmalarda, test edilen tedaviyi alan hasta grubudur.
Klinik araştırmalarda test edilen, henüz genel kullanım onayı almamış ilaçlardır.
Canlıların genetik bilgisini taşıyan moleküldür. Hücre çekirdeğinde bulunur ve genetik özelliklerin nesilden nesile aktarılmasını sağlar.
Tümör hücrelerinin ne kadar anormal göründüğünü ve ne kadar hızlı büyüyebileceğini gösteren ölçüttür. Yüksek derece, genellikle daha agresif tümörü ifade eder.
Deri altına yapılan enjeksiyon veya işlemler.
Derinin altındaki bağ dokusu tabakası.
Mideye doğrudan beslenme tüpü yerleştirilmesi işlemi.
Safra yollarının görüntülenmesi için karaciğerden deri yoluyla yapılan işlem.
Cilt üzerinden yapılan işlemler veya uygulamalar.
Derin toplardamarlarda pıhtı oluşması durumudur. Bacaklarda şişlik, ağrı yapabilir ve emboli riski taşır.
Yukarıda açıklanmıştır.
Cilt ile ilgili ya da ciltte görülen durumları tanımlar. Örneğin, cutaneous metastasis (deri metastazı).
Derinin orta katmanıdır. Kollajen ve elastin lifleri içerir, ciltte esneklik ve dayanıklılık sağlar. Kan damarları, sinirler ve bezler burada bulunur.
Hastanın yaşam kalitesini artıran, semptomları yöneten bakım.
Destekleyici bakım yöntemlerinin araştırıldığı klinik çalışma.
Çeşitli hastalıklarda (tümörler, inflamasyon, enfeksiyonlar) oluşabilen, birden çok çekirdeğe sahip büyük hücreler.
Meme rekonstrüksiyonunda kullanılan cerrahi tekniktir. Karın derisi ve yağ dokusu kullanılarak yeni meme oluşturulur.
Hücrelerin özel işlevlere sahip farklı tiplerde olma sürecidir. Kanser hücrelerinde farklılaşma derecesi, tümörün agresifliğini gösterir.
Doktorun parmağını makat yoluyla rektuma sokarak prostat veya bağırsakların muayene edilmesi işlemidir.
Yukarıda açıklanmıştır.
Dil ile alakalı ya da dil tarafında bulunan.
Rahim ağzının açılması (dilasyon) ve rahim iç yüzeyinden doku kazıma (küretaj) işlemidir. Kanama veya anormal doku temizliğinde kullanılır.
Hücrelerde her kromozomun çift olarak bulunduğu genetik durumdur. İnsan hücreleri genellikle diploiddir.
Tedaviye yanıt vermeyen hastalık durumu.
Dişlerin çevresini saran ve koruyan pembe renkli yumuşak dokudur. Gingival tümörler veya iltihaplar görülebilir.
Cerrahi olarak doku veya organların ayrıştırılması, çıkarılması işlemidir. Kanser cerrahisinde lenf nodları diseksiyonu yaygındır.
Yiyeceklerin veya sıvıların yutulmasında zorluk yaşanmasıdır. Sinir veya kas sorunlarından kaynaklanabilir.
Konuşma ve dil anlama güçlüğüdür. Genellikle beyin hasarı sonrası görülür.
Hücrelerin anormal şekil ve yapı değiştirmesi. Kanser öncesi bir durum olabilir.
Nefes almakta zorlanma veya kısa nefes alma hissidir. Birçok hastalıkta görülebilir.
İdrar yaparken ağrı veya yanma hissidir. İdrar yolu enfeksiyonlarında yaygındır.
Vücuttaki fazla sıvının atılmasını sağlayan ilaçlardır. Ödem ve tansiyon kontrolünde kullanılır.
Bağırsak duvarında oluşan küçük kese veya çıkıntılardır. Genellikle kalın bağırsakta görülür.
Divertiküllerin iltihaplanmasıdır. Karın ağrısı, ateş ve bağırsak sorunları yapar.
Divertiküllerin varlığı ancak iltihaplanma olmaması durumudur. Genellikle belirti vermez.
Vücudun kan şekeri düzeyini düzenleyememesiyle ortaya çıkan kronik hastalık. Tip 1 ve Tip 2 diyabet olarak ikiye ayrılır.
Göğüs ve karın boşluklarını ayıran kas yapısıdır. Solunumda önemli rol oynar.
Sık, sulu dışkılama durumudur. Enfeksiyon, ilaç yan etkisi veya bağırsak hastalıklarında görülür.
Bitkisel kaynaklı, sindirilemeyen besin öğeleri. Sindirim sağlığını destekler, kabızlığı önler.
Beslenme uzmanıdır. Hastaların beslenme planlarını düzenleyerek sağlıklarını destekler.
Bağırsaklardan atılan atık madde.
Dışkı örneği alınarak yapılan tıbbi testler.
Klinik araştırmalara kimlerin dahil edilmeyeceğini belirten kurallardır.
Yukarıda detaylı açıklanmıştır.
Bağışıklık sisteminde enfekte veya tümör hücrelerini yok eden lenfosit tipi.
Bağışıklık sisteminde enfekte ve tümör hücrelerini öldüren hücre.
Kadın ya da erkeğin çocuk sahibi olma yeteneği. Kanser tedavileri bu yeteneği etkileyebilir.
Hücrelerin bir araya gelerek oluşturduğu yapılar.
Organlar arasında veya hücreler arası boşluklarda yer alan yapılar ya da tedaviler için kullanılır.
Ameliyatla taşınan, kan dolaşımını koruyan doku parçası.
Cerrahi olarak yeni doku üretmek amacıyla derinin kontrollü şekilde genişletilmesi.
Organ, doku veya kan bağışı yapan kişi veya kaynak. Transplantasyon için önemlidir.
21. kromozomun fazlalığı nedeniyle ortaya çıkan genetik bozukluk. Zihinsel gelişim geriliği ve fiziksel özelliklerle karakterizedir.

Doz

Bir ilacın veya radyasyonun uygulanan miktarıdır. Tedavi etkinliği ve yan etkiler için önemlidir.
Radyoterapi tedavisinde, hastaya verilecek radyasyon dozunu hesaplayan ve planlayan sağlık profesyonelidir.
Meme süt kanallarına kontrast madde verilerek yapılan röntgen incelemesidir. Meme hastalıklarının tanısında kullanılır.
Vücutta sıvı taşıyan ince boru şeklindeki yapılardır. Örneğin süt kanalı, safra kanalı.
Midenin hızlı boşalması sonucu bulantı, terleme ve çarpıntı gibi belirtilerin görüldüğü durumdur. Genellikle mide ameliyatı sonrası olur.
Genetik materyalin veya organ yapısının anormal çoğalmasıdır.
Multipl miyelom kanserinin evrelendirilmesinde kullanılan sistemdir. Hastalığın yaygınlığı ve şiddetini belirler.
Kanser veya lezyonun yavaş büyüyen, daha az agresif formu.
Beden kitle indeksine göre sağlıklı kilonun altında olma durumu.

E

İlaçları hazırlayan ve dağıtan sağlık uzmanı.
HIV virüsünün neden olduğu, bağışıklık sistemini zayıflatan bir hastalıktır. Enfeksiyonlara ve bazı kanser türlerine karşı vücut savunmasız hale gelir. Cinsel temas, kan yolu ve anneden bebeğe bulaşabilir.
HIV virüsünün neden olduğu, bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu enfeksiyonlara ve bazı kanser türlerine karşı savunmasız hale getiren bir hastalıktır.
Kalbin ultrasonla incelenmesi yöntemidir. Kalp yapısı ve fonksiyonları değerlendirilir.
Kanserli organla birlikte çevresindeki yapıların da tamamen çıkarılması işlemi. İleri evre kanserlerde uygulanır.
Cerrahi olarak bir lezyon, doku veya tümörün çıkarılması işlemidir.
Tanı amacıyla şüpheli dokunun tamamının cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Genellikle küçük tümörlerde uygulanır.
Radyasyon ışınlarının vücut dışından tümöre yönlendirilerek uygulandığı kanser tedavisi yöntemidir.
Damar dışına sıvı ya da ilaç sızması. Kemoterapi ilaçlarında ciddi doku hasarına yol açabilir.
Kanserli uzvun tamamını almak yerine, uzvun korunarak sadece tümörün çıkarıldığı cerrahi yöntem.
Kol veya bacak gibi bir uzvun kan dolaşımının değerlendirilmesi veya kanser tedavisinde kullanılan bölgesel kemoterapi yöntemi.
Bir organın veya damarın anormal genişlemesidir.
Salgılarını vücut yüzeyine veya boşluklara (ör. tükürük, ter) ileten bezlerdir.
Kemoterapiye bağlı olarak ellerde ve ayaklarda kızarıklık, şişlik ve ağrı ile seyreden toksik reaksiyon.
Cerrahide elektrik akımı kullanarak dokuları kesme, koagüle etme veya buharlaştırma işlemi. Kanamayı kontrol etmek için kullanılır.
Beynin elektriksel aktivitesinin kaydedilmesi yöntemidir. Epilepsi ve diğer beyin hastalıklarında kullanılır. Bakınız : Elektroensefalografi (EEG) Detaylı Bilgi
Kalbin elektriksel aktivitesinin kaydedilmesi yöntemidir. Kalp ritim ve fonksiyonları incelenir.
Elektrik akımı kullanılarak dokunun pıhtılaştırılması veya yakılması işlemidir. Kanamayı durdurmak için kullanılır.
Vücutta elektrik yükü taşıyan minerallerdir (sodyum, potasyum, kalsiyum gibi). Hücre fonksiyonları, sinir iletimi ve kas kasılmasında önemli rol oynar.
Elektrik ve manyetik alanların birleşimidir. Sağlık üzerindeki etkileri araştırılmaktadır.
Gırtlağı alınan kişilerin ses çıkarabilmesi için kullanılan elektronik cihazdır.
Dokunulduğunda fark edilebilen kitle veya anormallik.
Dokunarak muayene yöntemi.
Kan damarlarında tıkanmaya yol açan pıhtı, hava kabarcığı veya yağ gibi maddelerin dolaşımı. Damar tıkanıklığına sebep olur.
Kan damarlarının kasıtlı olarak tıkanması işlemi. Kanser tedavisinde veya kanama durdurmada kullanılır.
Genç hücrelerden köken alan agresif bir kanser türüdür. Genellikle testis veya overde görülür.
Vücutta bir maddenin geri alınması veya emilmesi.
Belirli bir bölgede sürekli olarak bulunan hastalık veya durum.
Hormon salgılayan bezlerdir. Örneğin tiroid, adrenal bezler.
Hormon salgılayan bezler ve organlardan oluşan sistem. Vücut fonksiyonlarını hormonlarla düzenler.
Hormonları hedef alan kanser tedavi yöntemidir. Özellikle meme ve prostat kanserlerinde kullanılır.
Rahim iç yüzeyini döşeyen, adet döngüsü sırasında kalınlaşan ve dökülen tabaka.
Rahim iç tabakasının anormal kalınlaşmasıdır. Kanser riski taşıyan bir durumdur.
Beyinde doğal ağrı kesici ve mutluluk hormonu olarak görev yapan kimyasal maddeler.
Vücudun iç organlarını görmek için kullanılan ince, ışıklı teleskopik alet.
Vücut içi organların incelenmesi için endoskop kullanılarak yapılan görüntüleme işlemi.
Safra yolları ve pankreas kanallarının görüntülenmesi için yapılan özel endoskopik işlem.
Tümör büyümesini engelleyen doğal protein. Anjiyogenezi (damar oluşumunu) inhibe eder.
Mikroorganizmaların (bakteri, virüs, mantar) vücuda girerek hastalık oluşturması durumu.
İlaçların vücuda enjekte edilerek verilmesi yöntemi.
Sindirim sistemi yoluyla verilen beslenme şekli. Genellikle tüp aracılığıyla yapılır.
İnce bağırsak mukozasının iltihaplanmasıdır. Enfeksiyon veya irritasyondan kaynaklanabilir.
Bir tümör veya organın tümünün cerrahi olarak çıkarılmasıdır.
Biyokimyasal reaksiyonları hızlandıran protein yapısındaki maddelerdir. Vücuttaki sindirim, enerji üretimi gibi pek çok işlevde görev alırlar.
Belirli enzimleri engelleyerek kanser hücrelerinin büyümesini durdurmayı amaçlayan tedavi yöntemidir.
Alerjik reaksiyonlar ve parazitik enfeksiyonlarla savaşan bir tür beyaz kan hücresidir.
Beyin ve omurilikteki ependimal hücrelerden gelişen, genellikle iyi huylu olan tümör tipidir. Bakınız : Ependimom nedir?
Hastalıkların toplumdaki dağılımını, sıklığını ve nedenlerini inceleyen bilim dalıdır.
Derinin en dış tabakasıdır. Vücudu çevresel faktörlere karşı korur.
Testislerin arka kısmında yer alan ve sperm hücrelerini taşıyan ince tüp yapısıdır.
Omuriliği çevreleyen alan. Bu bölgeye ilaç verilerek ağrı kontrolü sağlanabilir.
Epidural boşluğa verilen ilaçlarla bölgesel uyuşma sağlayan anestezi türüdür. Doğum ve bazı cerrahilerde kullanılır.
Beynin arkasında bulunan, melatonin hormonu salgılayan bez.
Karın üst-orta bölgesini tanımlayan anatomik terimdir.
Epitel hücrelerinden oluşan, koruyucu ve emici görevli vücut dokusudur.
Vücut yüzeyini, iç organların ve damarların içini döşeyen hücrelerdir. Kanserler genellikle bu hücrelerden başlar (karsinom).
Mononükleoz hastalığına neden olan, bazı kanser türleriyle ilişkili virüstür (örneğin: Burkitt lenfoma, nazofaringeal karsinom).
Herpes virüs ailesinden, özellikle enfeksiyöz mononükleozise neden olan virüstür. Bazı kanserlerle ilişkilidir.
Yukarıdaki işlemin kısaltmasıdır. Tanı ve tedavi amaçlı uygulanır.
Penisin yeterli sertleşmeyi sağlayamaması veya bunu sürdürememesi durumu.
Günlük yaşam becerilerini geliştirmeye yönelik rehabilitasyon tedavisi.
Günlük yaşam aktivitelerinde destek ve tedavi veren sağlık uzmanı.
Ciltte kızarıklıkla kendini gösteren iltihabi veya alerjik reaksiyon.
Ağız veya boğazda görülen, kırmızı renkli anormal doku alanıdır. Kanser öncüsü olabilir.
Böbrekler tarafından salgılanan, kemik iliğinde kırmızı kan hücresi üretimini uyaran hormon.
Oksijen taşıyan kırmızı kan hücreleridir. Hemoglobin içerir.
Kanda inflamasyon (iltihap) varlığını belirlemek için kullanılan basit bir testtir.
Hastalığın belirtiler ortaya çıkmadan veya erken evrede tespiti. Tedavi başarısını artırır.
Kemik iliğinde aşırı miktarda trombosit (platelet) üretilmesine neden olan kronik bir kan hastalığıdır. Kan pıhtılaşması veya kanama riskiyle ilişkilidir.
İki veya daha fazla tedavinin aynı anda uygulanmasıdır. Örneğin kemoradyoterapi eşzamanlı tedaviye örnektir.
Bir hastalığın nedenini ve oluş mekanizmasını tanımlar.
Kanserin yaygınlık ve ilerleme derecesi.

F

Mikroorganizmaları ve hücre artıklarını yiyip yok eden bağışıklık hücresi.
Yumurtalıklardan rahme yumurta taşıyan ince tüpler. Döllenme genellikle burada gerçekleşir.
Genetik geçişli, kemik iliği yetmezliği ile seyreden nadir bir hastalık. Kansere yatkınlık oluşturabilir.
Böbrek tübüllerinin işlev bozukluğu sonucu çeşitli minerallerin idrarda aşırı atılmasıyla karakterize nadir hastalık.
Klinik araştırmalarda ilaçların çok düşük dozlarda test edildiği ilk aşama.
İlaçların güvenli dozu ve yan etkilerinin araştırıldığı klinik çalışma aşaması.
İlacın etkinliği ve güvenliği test edilen klinik aşama.
İlaçların daha geniş hasta gruplarında etkinlik ve güvenlik açısından değerlendirildiği aşama.
İlaç piyasaya çıktıktan sonra uzun dönem güvenlik ve etkinlik takibi.
Normal kilonun üstünde olan vücut ağırlığı.
Adrenal bezdeki tümör; aşırı adrenalin üretir.
Genellikle genç kadınlarda görülen, iyi huylu, hareketli ve ağrısız meme tümörüdür.
Memede kitle, hassasiyet ve kistik değişimlerle seyreden iyi huylu bir durum.
Bağ dokusundan gelişen iyi huylu tümör. Genellikle ciltte veya yumuşak dokularda görülür.
Bağ dokusundan kaynaklanan, nadir görülen kötü huylu (malign) bir tümör türüdür.
Nadir, meme dokusundan kaynaklanan tümör türü.
İki vücut boşluğu veya bir organ ile cilt arasında anormal bağlantı oluşmasıdır. Enfeksiyon, travma veya cerrahi sonrası gelişebilir.
Bitkilerde bulunan ve sağlık üzerinde etkili olan kimyasal bileşikler.
Bitkilerde bulunan, östrojen benzeri etkisi olan doğal bileşikler.
Vücudun hareket ettirilmesiyle yapılan herhangi bir egzersiz veya aktivite.
Yetersiz veya hiç hareket etmeme durumu.
Hareket ve fonksiyon bozuklukları ile ilgilenen doktor.
Canlı organizmaların işleyişini inceleyen bilim dalı.
Hareket ve fiziksel yöntemlerle tedavi uygulama yöntemi.
Hareket ve fonksiyon bozukluklarının tedavisinde uzman sağlık profesyoneli.
Bitkilerde bulunan ve antioksidan özellik gösteren doğal bileşikler. Kansere karşı koruyucu etkileri araştırılmaktadır.
Damar duvarının iltihaplanması.
Kan almak veya damar yolu açmak için yapılan işlem.
X-ışını kullanarak iç organların gerçek zamanlı görüntülenmesini sağlayan görüntüleme tekniği.
Belirli, sınırlı bir bölgede bulunan lezyon veya hastalık anlamına gelir.
Mesaneye yerleştirilen, sürekli idrar boşaltımını sağlayan balonlu idrar sondası.
B9 vitamini. Hücre bölünmesi, DNA sentezi ve hamilelikte bebek gelişimi için önemlidir.
Beyinden salgılanan ve yumurtalık ya da testislerde üreme hücrelerini uyaran hormon.
Işık ve ışığa duyarlı ilaçlarla kanser tedavisinde kullanılan yöntem.
Işık ve ışığa duyarlı madde kullanılarak yapılan kanser tedavisi.
Işık ve ilaç kombinasyonu ile yapılan tedavi yöntemi.
Işık enerjisi ile dokuda pıhtılaştırma yapma işlemi.
Işık enerjisi kullanılarak yapılan radyasyon tedavisi.
Işığa karşı aşırı hassasiyet durumu. Bakınız: Işık hassasiyeti hakkında detaylı bilgi
Fotodinamik terapide kullanılan ışıkla aktifleşen madde.
Işık kullanılarak yapılan tedavi yöntemi.
Özellikle akut lösemilerin alt tiplerini sınıflandırmak için kullanılan eski ancak temel bir hematolojik sistemdir.

G

Vücutta inflamasyon veya kanserli dokuların saptanmasında kullanılan nükleer tıp görüntüleme testidir.
Beyin tümörleri gibi hassas bölgelerde, cerrahi olmayan radyocerrahi yöntemidir. Yoğun gama ışınlarıyla tümör hedef alınır.
Vücut bağışıklığında görev alan ve enfeksiyonlara karşı koruyan antikor içeren protein grubu.
Radyoaktif maddelerden yayılan yüksek enerjili ışınlar. Radyoterapide kanser hücrelerini yok etmekte kullanılır.
Kalıtsal bir hastalık olup kolon polipleri, cilt tümörleri ve kemik büyümeleriyle karakterizedir. Kolorektal kansere yakalanma riski yüksektir.

Midenin tamamının ya da bir kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Genellikle mide kanseri tedavisinde uygulanır.

Mide asidi salgılanmasını uyaran hormondur. Gastrinoma adı verilen tümörlerde aşırı üretilebilir.
Aşırı gastrin üreten, genellikle pankreasta veya duodenumda görülen nöroendokrin tümör. Zollinger-Ellison sendromuna yol açabilir.
Mide mukozasının iltihaplanması durumudur. Ağrı, şişkinlik ve mide yanması ile kendini gösterebilir.
Ağızdan anüse kadar olan sindirim sistemi organlarını ifade eder.
Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması sonucu yanma, ağrı ve tahrişle seyreden kronik bir durumdur.
Endoskop adı verilen esnek bir tüple mide ve yemek borusunun incelenmesini sağlayan işlem.
Beslenme için karın duvarından mideye doğrudan tüp yerleştirilmesi işlemidir. Yutma güçlüğü olan hastalarda kullanılır.
Plasentadan kaynaklanan ve genellikle gebelik sırasında gelişen nadir tümörler grubudur (örneğin molar gebelik, koryokarsinom).
Midenin içeriğini ince bağırsağa boşaltmasının yavaşlamasıdır. Bulantı, kusma ve sindirim sorunlarına neden olur.
Özellikle mesane ve idrar yollarında bulunan, değişen şekilli hücre türü.
Tıbbi otoritelerce standart olarak kabul edilmeyen alternatif tedavi yöntemleri.

Gen

Kalıtsal özellikleri belirleyen DNA parçalarıdır. Gen mutasyonları bazı kanserlerin gelişiminde rol oynar.
Bir genin aktif hale gelip belirli bir proteini üretme süreci. Kanser hücrelerinde gen ifadesi değişebilir.
DNA’daki genlerin yeniden düzenlenmesi. Genetik mühendislikte ve gen terapilerinde kullanılan tekniktir.
Bir genin yapısında meydana gelen kalıcı değişikliktir. Kalıtsal kanser sendromlarının temelinde olabilir.
Hatalı genlerin onarılması veya değiştirilmesi yoluyla hastalıkların tedavi edilmesini amaçlayan deneysel yöntem.
Hastayı geçici olarak bilinçsiz hale getirerek ameliyat gibi işlemlerin ağrısız yapılmasını sağlayan ilaçtır.
Kalıtsal özelliklerle ve genlerle ilgili olan; ailevi geçiş gösteren hastalıkları tanımlar.
Kalıtsal bilgilerin aktarımını ve genlerin yapı, fonksiyon ve davranışlarını inceleyen biyoloji dalı.
Ailede genetik hastalık öyküsü olan bireylerin, taşıdıkları riskler ve olası kalıtsal geçişler hakkında bilgilendirildiği profesyonel destek sürecidir. Genetik test sonuçlarının yorumlanması da bu danışmanlık kapsamında yapılır.
Genetik materyalin (DNA) bilimsel yöntemlerle değiştirilmesi işlemidir. Genetik hastalıkların tedavisi, tarım, ilaç üretimi gibi alanlarda kullanılır.
Kalıtsal faktörlere bağlı olarak bir bireyin belirli bir hastalığa yakalanma olasılığı. Aile geçmişi bu riskin belirlenmesinde önemlidir.
DNA, kromozom ve genlerdeki değişiklikleri saptamak için yapılan laboratuvar testidir. Kanser, genetik bozukluklar ve kalıtsal hastalıklar hakkında bilgi verir.
Bireyin kalıtsal yapısından dolayı belirli hastalıklara (örneğin kanser, diyabet) yakalanma riskinin artması durumu.
Vücut içindeki bir kanal veya yapının genişletilmesi işlemidir. Örneğin, rahim ağzının açılması.
Üreme sistemine ait dış organlar. Kadınlarda vulva, erkeklerde penis ve skrotum gibi yapılar içerir.
Üreme organları ile idrar yolları sisteminin birlikte oluşturduğu anatomik yapı.
Burun boşluğunun arkasında, genizde yer alan bağışıklık sistemi dokusudur. Çocukluk çağında büyüyebilir ve nefes alma, uyku bozukluklarına neden olabilir. Gerekirse cerrahi olarak alınır.
Bir organizmanın tüm genetik materyali; hücrelerin tüm DNA’sını ve genlerini içerir.
Hastalık veya tümörün küçülmesi, geri çekilmesi.
Yumurta ve sperm hücrelerini oluşturan, genetik bilgiyi yeni nesle aktaran hücreler. Germ hücreli tümörler, bu hücrelerden kaynaklanır.
Belirtileri veya bulguları gizli olan, tespit edilemeyen.
Dışkıda çıplak gözle görülmeyen kanın varlığını saptayan test. Kolorektal kanser taramasında kullanılır.
Ses tellerini içeren ve sesin oluştuğu solunum yolu organı.
Prostat kanseri derecelendirmesinde kullanılan, tümör hücrelerinin mikroskop altındaki görünümüne göre belirlenen bir puanlama sistemidir (2–10 arası). Skor ne kadar yüksekse, tümör o kadar agresiftir.
Beyin ve omurilikteki nöronları destekleyen, besleyen ve koruyan yardımcı hücreler. Glial tümörler bu hücrelerden kaynaklanır.
Beynin en agresif ve yaygın kötü huylu (malign) glial tümörüdür. Genellikle hızla büyür ve tedaviye dirençlidir.

Glial hücrelerden gelişen beyin tümörlerinin genel adıdır. Farklı alt türleri vardır (ör. astrositom, ependimom).

Pankreasta üretilen ve kan şekerini yükselten bir hormondur. İnsülinin zıttı etki gösterir.
Göbek bölgesiyle ilişkili (örn. göbek kordonu – umbilical cord).
Göğüs kafesini oluşturan kaburga, kas ve deri yapılarıdır. Göğüs duvarı kanserleri veya cerrahi girişimler bu bölgeyi ilgilendirir.
Erkeklerde testis, kadınlarda over olarak bilinen, üreme hücrelerini (sperm ve yumurta) ve cinsiyet hormonlarını üreten organlardır.
Hipofiz bezinden salgılanan ve gonadları uyararak hormon üretimini ve üreme hücresi gelişimini sağlayan hormonlar (ör. FSH, LH).
Belirli bir durumun ortaya çıkma olasılığının karşılaştırmalı ölçüsü.
Tedavi sonrası beklenen sağkalım oranı, genel popülasyonla karşılaştırmalı.
Gözün iç kısmına ait veya göz içine yapılan müdahale veya tedavi.
Göze veya görme ile ilgili.
Bir grup hastanın belirli bir zaman diliminde hayatta kalma oranı.
Gözyaşı salgılayan bez; göz yüzeyinin nemli kalmasını sağlar ve enfeksiyonlara karşı korur.
Sitoplazmasında granül bulunan ve bağışıklıkta görevli beyaz kan hücreleri (nötrofil, eozinofil, bazofil).
Granüllü yapıya sahip bir tür beyaz kan hücresidir; nötrofil, eozinofil ve bazofiller bu gruba girer.
Beyaz kan hücrelerinin (özellikle nötrofillerin) üretimini artıran bir büyüme faktörü; kemoterapi sonrası bağışıklığı güçlendirmek için kullanılır.
Hem granülosit hem de makrofajların üretimini uyaran büyüme faktörüdür.
Granülositlerden kaynaklanan ve kemik iliğini etkileyen lösemi türü (örn. kronik miyeloid lösemi).
Kandaki granülositlerin normalden düşük olması durumu; enfeksiyon riskini artırır.
Yumurtalıklarda, follikül içinde bulunan ve östrojen üretiminde görevli hücrelerdir; bu hücrelerden kaynaklı tümörler görülebilir.
Radyoterapide kullanılan birimdir; 1 Gray, 1 kg dokuya 1 joule radyasyon enerjisi emilimini ifade eder.
Vücudun başka bir bölgesinden veya vericiden alınan dokunun, eksik veya hasarlı bölgeye cerrahi olarak nakledilmesi.
Nakledilen dokunun alıcı vücut tarafından yabancı olarak algılanıp bağışıklık sistemi tarafından yok edilmeye çalışılması durumu.
Allojenik kök hücre naklinden sonra, verici bağışıklık hücrelerinin alıcının tümör hücrelerini tanıyıp yok etmesi. Bu istenen bir terapötik etkidir.
Allojenik kemik iliği veya kök hücre naklinden sonra, vericinin bağışıklık hücrelerinin alıcının dokularına saldırmasıyla ortaya çıkan ciddi bir bağışıklık sistemi komplikasyonudur.
Güneş ışınlarından koruyan kozmetik ürün.

H

Serotonin adlı nörotransmitterin yıkımı sonucu oluşan bir metabolittir. En çok idrarda ölçülür ve özellikle karsinoid tümörlerin tanı ve takibinde kullanılır. Yüksek düzeyleri serotonin salgılayan tümörlerin habercisi olabilir.
Hastalık veya yorgunluk hissi ile karakterize genel kötü hal.
Vücudun kendi dokularından oluşan, genellikle iyi huylu ama düzensiz yapı gösteren tümör benzeri oluşum.
Tek bir kromozom setine sahip hücrelerdir; insanlarda sadece üreme hücreleri (sperm, yumurta) haploiddir.
Bağışıklık sisteminin tiroid bezine saldırdığı otoimmün bir hastalıktır; hipotiroidiye yol açabilir.
Hastanın haklarını koruyan, sağlık sisteminde destek olan kişi veya kurum.
Hastaların sağlık hizmetleri sürecinde rehberlik eden profesyonel.
Hastalığın kötüleşmesi veya yayılması durumu.
Kanserin vücutta ne kadar yayıldığını standart bir şekilde belgelemek için kullanılan kodlama sistemidir.
Tedavi sonrası hastanın herhangi bir hastalık belirtisi olmadan yaşadığı süreyi ifade eder. Kanser araştırmalarında önemlidir.
Ampute edilen uzuvda hissedilen ağrı.
Kanser hücrelerinin özel özelliklerine saldıran tedavi biçimi.
Mide mukozasında yaşayan ve gastrit, ülser, hatta mide kanserine neden olabilen bir bakteri.
Kan damarı endotel hücrelerinden kaynaklanan nadir ve genellikle düşük dereceli (yavaş büyüyen) bir tümördür.
Kan damarlarını çevreleyen perisit hücrelerinden kaynaklanan nadir, genellikle kötü huylu tümör.
Kanda kırmızı kan hücrelerinin (eritrositlerin) hacim oranıdır; anemi ve sıvı kaybında değerlendirilir.
Kan, kan hastalıkları ve kan yapıcı organlarla ilgilenen tıp dalı.
Kan ile ilgili olan; kan hastalıkları veya kanı ilgilendiren durumlarla ilgili.
Damar dışına çıkan kanın dokuda birikmesiyle oluşan morluk ya da şişlik.
Alyuvarlarda bulunan ve oksijen taşıyan protein; anemi tanısında önemlidir.
Viral enfeksiyonlar, alkol ya da toksinlerle karaciğerin iltihaplanması.
Çocuklarda görülen, karaciğer kaynaklı nadir ve kötü huylu tümör.
Karaciğer hücrelerinden gelişen birincil ve genellikle siroza bağlı karaciğer kanseri.
Cilt ve mukozalarda ağrılı lezyonlara neden olan virüs (tip 1: ağız çevresi, tip 2: genital bölge).
Uçuk, zona gibi enfeksiyonlara neden olan virüs ailesi.
Radyoterapinin, günde birden fazla ve küçük dozlar halinde verilmesi yöntemi.
Hücre sayısının artmasıyla doku veya organın büyümesi; genellikle iyi huyludur.
Hücre sayısı değişmeden hücrelerin boyutunun artmasıyla dokunun büyümesi.
Beynin altında bulunan, hormon salgılayan ana bez.
Beynin hormonları düzenleyen bölgesi; hipofiz bezi ile birlikte çalışır.
Rahim içinin özel bir optik cihazla (histeroskop) incelenmesi işlemidir.
Mikroskop altında doku yapılarının incelendiği bilim dalı; kanser tanısında kullanılır.
Hodgkin lenfoma için eski isim.
Reed–Sternberg hücrelerinin bulunduğu, lenf sistemine ait bir kanser türü.
Hodgkin lenfomaya özgü, anormal büyümüş bağışıklık hücreleri.
Vücutta belirli organlardan salgılanarak farklı sistemlerin çalışmasını düzenleyen kimyasal maddeler.
Özellikle menopoz sonrası östrojen ve/veya progesteron desteği sağlamak için uygulanan tedavi.
Yukarıda açıklanan tedaviye ait kısa gösterim.
Hücrelerin yüzeyinde veya içinde bulunan ve hormonların bağlanarak etki gösterdiği protein yapılar.
Vücut hormonlarını düzenleyerek hastalık (özellikle kanser) tedavisi amacıyla kullanılan yöntem.
Canlıların yapı taşı olan en küçük organizasyon birimidir. Her hücre; çekirdek, sitoplazma ve zar gibi temel yapılardan oluşur.
Hücre zarında bulunan, hücrenin kimliğini belirleyen moleküllerdir. Kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarında tanı koymak ve hücreleri ayırmak için kullanılır.

I

Liste güncelleniyor

İ

Göğüs ve karın boşluğundaki iç organlar (örneğin, kalp, akciğer, karaciğer).
Radyoaktif kaynakların tümör içine veya yakınına yerleştirilmesiyle yapılan ışın tedavisi.
Nedeni bilinmeyen, bağışıklık sistemi kaynaklı trombosit düşüklüğü ve ciltte morarma ile karakterize hastalık.
Antikorların veya T-hücre reseptörlerinin özgül bağlanma bölgeleriyle ilgili yapısal özelliktir.
Cinsel ilişki sırasında ya da orgazm anında istemsiz idrar kaçırmadır. Prostat cerrahileri sonrası görülebilir.
İdrarın mesane dışındaki bir yoldan atılmasını sağlayan cerrahi işlem.
Böbrekler, üreterler, mesane ve üretra dâhil olmak üzere idrar üretimi ve atılımından sorumlu sistem.
İdrarın fiziksel, kimyasal ve mikroskobik analizinin yapıldığı test.
İdrar ya da dışkıyı istemsiz olarak tutamama durumu.
İdrarın oluştuğu ve atıldığı sistem (böbrekten dışa kadar).
İdrarda gözle görülür ya da mikroskobik düzeyde kan bulunması.
İnce bir iğne ile doku örneği alma işlemi.
Vücudun her iki tarafını veya çift organları etkileyen durumları tanımlar. Örneğin, her iki böbreği etkileyen bir hastalık.
Birinci basamak tedavi başarısız olduğunda uygulanan tedavi.
Büyükbaba, teyze, amca gibi birinci dereceden akrabanın çocukları.
İlk ameliyattan sonra kalan hastalığı değerlendirmek veya temizlemek için yapılan ikinci ameliyat.
İlk kanserden sonra farklı bir bölgede ortaya çıkan yeni kanser.
Kanserin ilk oluştuğu bölge dışındaki metastaz yaptığı yer.
İlk tedaviye ek olarak veya alternatif olarak uygulanan tedavi.
Cinsel ilişki için yeterli sertleşmenin sağlanamaması durumu.
İnce bağırsağın (ileum) karın duvarına ağızlaştırılmasıyla dışkının vücut dışına alınmasını sağlayan cerrahi açıklık.
Tedavi sürecinde hastalığın ilerlemeden geçirilen süre.
İnce bağırsağın son kısmı. Sindirim ve besin emilimi burada tamamlanır.
Vücudun enfeksiyon, travma veya tahrişe karşı verdiği kızarıklık, şişlik, ağrı ve sıcaklık ile seyreden savunma tepkisi.
CAR-T hücre tedavisi sonrası görülebilen, nörolojik belirtilerle seyreden yan etki.
Hücrelerin yüzeyindeki belirteçlerin (antijenlerin) incelenerek tanılanması yöntemi, özellikle lösemilerde kullanılır.
Bağışıklık sistemi tarafından üretilen, antijenlere karşı savunma sağlayan proteinler.
Bağışıklık sistemini ve hastalıklarla olan ilişkisini inceleyen bilim dalı.
Bağışıklık sistemini güçlendirme ya da yönlendirme yoluyla hastalıkları tedavi etme yöntemi; özellikle kanser tedavisinde kullanılır.
Vücuda yerleştirilen yapay materyallerle yapılan tedaviler (örneğin meme implantı, diş implantı vb.).
Besinlerin sindirildiği ve emildiği ince bağırsak bölümü.
Şüpheli kitle veya dokudan ince bir iğne ile hücre örneği alınıp mikroskobik inceleme yapılması işlemidir.
Tedaviye hızlı yanıt almak için genellikle ilk aşamada uygulanan yoğun tedavi.
Damar yoluyla sıvı veya ilaç verilmesi işlemi.
Bağışıklık sistemini zayıflatarak AIDS hastalığına yol açan virüs.
Bağışıklık sistemini zayıflatarak AIDS’e neden olan virüs.
Gebelikte salgılanan hormon; aynı zamanda bazı tümörlerin tanısında da kullanılır.
Bağışıklık sisteminin doku tanıma ve reddetme süreçlerinde görev alan genetik olarak belirlenmiş protein grubu. Organ nakli uyumunda önemlidir.
Yukarıda tanımlandı. Organ ve doku uyumu açısından önemlidir.
Genital siğillere ve rahim ağzı kanserine neden olabilen, cinsel yolla bulaşan yaygın bir virüs.
Yukarıda tanımlandı. Rahim ağzı kanserine neden olabilir.
Nadir görülen T hücreli lösemi ve lenfomalara yol açan retrovirüs.
Belirli bir zaman diliminde, belirli bir popülasyonda yeni hastalık görülme sıklığı.
Lezyonun bir kısmının çıkarılarak tanı için incelendiği biyopsi türü.
Pankreasta üretilen ve kan şekeri düzeyini düzenleyen hormon.
Bağışıklık sisteminin virüslere ve tümörlere karşı verdiği yanıtı düzenleyen protein.
Bağışıklık hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan sitokin türü.
Böbrek ve idrar yollarını görüntülemek için damardan verilen kontrast madde ile çekilen röntgen.
Cerrahi veya girişimsel müdahale gerektirmeyen, dıştan uygulanan işlemler.
Tümör ya da hastalığın çevre dokulara yayılması, derinlemesine etkilemesi.
Radyoterapide kullanılan radyoaktif metal element.
Tıbbi tedavi, müdahale ya da ilaçlar sonucunda istem dışı oluşan zarar veya hastalık.
Tıbbi anlamda, tümörlerin veya lezyonların zararsız ve kanser olmayan doğasını ifade eder.
Yaşlanmayla birlikte erkeklerde görülen, prostat bezinin kanser olmayan büyümesidir. İdrar akışında zorluk gibi semptomlara yol açabilir.
Kanser tedavisi sonrası hastanın yaşamını sürdürebilmesi ve normal yaşama dönüşü.
Hücrelerin DNA’sına zarar veren yüksek enerjili radyasyon türü, kanser tedavisinde kullanılır.
Bitkilerde bulunan, östrojen benzeri etkileri olan doğal kimyasal bileşikler.
Hastalık yayılımını önlemek için hastanın diğer insanlardan ayrılması işlemi.

J

İnce bağırsağın jejunum bölümüne dışarıdan açılan cerrahi kanal. Beslenme veya drenaj amaçlı yapılır.
İnce bağırsağın orta bölümü, sindirim ve emilim işleminin önemli kısmını gerçekleştirir.
Orijinal (markalı) ilacın patent süresi dolduktan sonra aynı etken maddeyle üretilen daha düşük maliyetli ilaç.
Kadın üreme sistemine ait kanserlerin tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış tıp doktorudur.

K

Bağırsak hareketlerinin zorlaşması veya seyrekleşmesi durumudur. Kanser hastalarında veya tedavi yan etkisi olarak sık görülür.
Uzun süreli olarak vücuda yerleştirilen idrar sondası veya damar içi kateter.
Sindirilen besinlerin atıklarının su emilimi ile yoğunlaştırıldığı ve dışkı haline getirildiği bağırsak bölümü.
Genetik yollarla ebeveynlerden çocuğa geçen özellik ya da hastalık.
Aile bireylerinde nesilden nesile geçen, genetik mutasyonlara bağlı kanser gelişme eğilimi.
BRCA1/BRCA2 gen mutasyonlarıyla ilişkili, ailevi geçişli meme ve yumurtalık kanseri riski.
Doku içinde kalsiyum birikmesiyle oluşan sertleşmiş alanlardır. Mamografilerde görülen mikro-kalsifikasyonlar meme kanserine işaret edebilir.
Tiroid bezinden salgılanan bir hormondur. Kandaki kalsiyum düzeyini düşürmede görev alır. Ayrıca medüller tiroid kanseri tanı ve takibinde tümör belirteci olarak kullanılır.
Kemik ve diş sağlığı, kas kasılması ve sinir iletimi gibi birçok önemli fonksiyonda rol oynayan bir mineraldir. Kandaki düzeyi, bazı kanserlerde ve endokrin hastalıklarda bozulabilir.

Kan

Vücutta oksijen, besin ve hormonları taşıyan, bağışıklık sistemi hücrelerini içeren sıvıdır.
Kanı vücutta taşıyan damar yapılarıdır; arterler, venler ve kılcal damarları içerir.
Bireyin kan grubunu (A, B, AB, O) ve Rh faktörünü belirlemek için yapılan testtir.
Kemik iliğinde kan hücrelerinin (eritrosit, lökosit, trombosit) üretildiği süreç.
Kan hücrelerinin üretimini teşvik eden proteinler (örn. G-CSF).
Üst sindirim sisteminden kaynaklanan ve ağızdan dışarı atılan kan; genellikle mide ya da özofagus kanamasından kaynaklanır.
Kandaki hücrelerin (alyuvar, akyuvar, trombosit) sayısını belirleyen laboratuvar testidir.
Akciğer, bronşlar veya trakeadan gelen kanın öksürükle ağızdan dışarı atılması.
Kan transfüzyonu öncesinde alıcı ve vericinin kan uyumunun test edilmesidir. Güvenli kan nakli için gereklidir.
Kan dolaşımı ile beyin arasında, zararlı maddelerin geçişini engelleyen koruyucu bir yapıdır.
Damar bütünlüğünün bozulmasıyla meydana gelen iç veya dış kan kaybı.
Klinik kararların, en iyi bilimsel kanıt, doktor tecrübesi ve hasta tercihleri dikkate alınarak verilmesini amaçlayan tıp uygulamasıdır.
Hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve yayılması ile karakterize ciddi bir hastalık grubudur. İyi huylu (benign) olmayan, metastaz yapabilen (yayılabilen) tümörlerdir.
→ CA125 açıklaması yukarıda verilmiştir.
→ CA15-3 açıklaması yukarıda verilmiştir.
Kanser özelliği taşımayan dokular veya tümörler.
Kanserin önlenmesi, erken tanısı, etkili tedavisi ve palyatif bakımı da kapsayan genel mücadele stratejisidir. Halk sağlığı politikalarının önemli bir parçasıdır.
Belirli bir coğrafi bölgede veya zaman aralığında beklenenden fazla sayıda kanser vakasının görülmesidir. Çevresel ya da mesleki faktörlerle ilişkili olabilir.
Kanser gelişimine zemin hazırlayan hücresel değişiklikler.
Kanserin kendisi veya tedavisi sonucu gelişen acil müdahale gerektiren klinik tablolardır. Örnek: spinal kord basısı, febril nötropeni, hiperkalsemi.
Genellikle HIV/AIDS ile ilişkili olan, cilt ve iç organlarda ortaya çıkan kanser türü.
Kaposi sarkomunun oluşumunda rol oynayan herpes virüsü türü.
Meme implantı çevresinde oluşan bağ dokusu kapsülünün sertleşip şekil bozukluğu yaratması durumudur. En yaygın meme implantı komplikasyonudur.
Vücudun en büyük iç organı; metabolizma, detoksifikasyon, safra üretimi ve besin depolama gibi birçok hayati işlevi vardır.
Genellikle hepatosellüler karsinom anlamında kullanılır, karaciğer kaynaklı kötü huylu tümör.
→ CA19-9 açıklaması yukarıda verilmiştir.
Göğüs kafesi ile pelvis (leğen kemiği) arasında kalan vücut bölgesidir. Sindirim sistemi, böbrekler, karaciğer, dalak ve diğer birçok hayati organ bu bölgede bulunur.
Diyafram ile pelvis arasında kalan içi boşluk olup, karaciğer, mide, bağırsaklar, dalak, pankreas gibi sindirim ve boşaltım organlarını barındırır. Organlar bu boşlukta periton zarlarıyla çevrelenmiştir.
Karın boşluğunu çevreleyen ve iç organları koruyan kas, bağ doku ve yağ tabakalarından oluşan yapıdır. Aynı zamanda karın içi basıncın düzenlenmesinde rol oynar.
Kanser hastalarının genel sağlık ve fonksiyonel durumunu değerlendiren puanlama sistemi.
Bitkilerde bulunan, sarı-turuncu renkli antioksidan pigmentlerdir. Beta-karoten, lutein ve likopen gibi türleri vardır. Hücreleri serbest radikal hasarından koruyabilir.
Kolon, pankreas, meme gibi kanserlerde kullanılan tümör belirtecidir. Hastalık takibi ve nüks değerlendirmesinde önemlidir.
Kolorektal kanser başta olmak üzere bazı kanser türlerinde kullanılan tümör belirtecidir. Erken tanıdan çok, hastalık takibi için önemlidir.
Karsinoid tümörlerin serotonin gibi maddeler salgılaması sonucu oluşan durumdur. Yüzde kızarma, ishal, hırıltılı solunum ve kalp problemleriyle kendini gösterir.
Kanser oluşumuna neden olabilen kimyasal, fiziksel veya biyolojik madde ya da etkenlerdir. Sigara dumanı, asbest, radyasyon ve bazı virüsler örnek verilebilir.
Epitel dokudan köken alan kötü huylu (malign) tümör türüdür. Akciğer, meme, kolon gibi birçok organda görülebilir.
Hem epitelial hem de mezenkimal özellikler taşıyan nadir ve agresif bir kanser türüdür. Uterus, akciğer ve mesanede görülebilir.
Vücudun bir tarafına ait olan bir durumun, diğer (karşı) tarafta olmasıdır. Örneğin sağ akciğer kanseri varsa sol akciğer kontralateraldir.
Hücrelerin kromozom yapısının mikroskop altında incelenmesi, genetik analiz için kullanılır.
İlacın doğrudan kas içine enjeksiyonla verilmesi yöntemi.
Genellikle ileri evre kanserlerde görülen, istemsiz kilo kaybı, kas erimesi, halsizlik ve iştahsızlıkla karakterize ciddi bir zayıflık halidir. Tedavi edilmesi zordur.
Deride rahatsız edici kaşıntı hissi.
Göz merceğinin bulanıklaşmasıyla oluşan görme kaybıdır. İleri yaşlarda sık görülür ve cerrahi ile tedavi edilebilir.
Vücut boşluklarına ya da damar içine sıvı alımı veya boşaltımı için yerleştirilen ince tüplerdir. İdrar kateteri, santral venöz kateter gibi türleri vardır.
Vücuttaki büyük kemiklerin iç kısmında bulunan, kan hücrelerinin (alyuvar, akyuvar, trombosit) üretildiği süngerimsi dokudur. Lösemi ve lenfoma gibi hastalıklar bu bölgede oluşabilir.
Kemik iliğinin yeterli miktarda kan hücresi üretememesi durumudur. Genellikle kemoterapi veya radyoterapi sonrası görülür. Anemi, enfeksiyon riski ve kanama eğilimi gibi sonuçlara yol açabilir.
Kemik iliği ya da omurilik içindeki yapı veya tümörlere yönelik tanımlama.
Hasarlı veya hastalıklı kemik iliğinin yerine sağlıklı kök hücrelerin nakledilmesi işlemidir. Otolog (kişinin kendisinden) veya allojenik (uyumlu vericiden) olabilir. Kanser tedavisinde kullanılır.
Kemik dokusunun ölümü, kan akışının bozulması sonucu oluşur.
Kemik dokusunda anormal yapısal değişiklikler.
Vücuttaki kemiklerin durumunu değerlendirmek için radyoaktif madde kullanılarak yapılan nükleer tıp görüntüleme testidir. Kırıklar, tümörler ve metastazları saptamak için kullanılır.
Kanserli dokuyu besleyen damarlara hem kemoterapi ilacı verilip hem de damarın tıkanması ile tümörün beslenmesinin kesildiği bir tedavi yöntemidir. Genellikle karaciğer kanserinde kullanılır.
Kanser gelişme riskini azaltmak için uygulanan ilaç veya tedavi yöntemleridir. Örneğin bazı ilaçlarla yüksek riskli kişilerde kanser oluşumu önlenebilir.
Kemoterapi ve radyoterapinin aynı anda veya ardışık olarak uygulandığı kanser tedavi yöntemidir. Tedavi etkinliğini artırmak için kullanılır.
Kanser hücrelerini öldürmek veya büyümelerini durdurmak için kullanılan ilaç tedavisidir. Tüm vücudu etkiler ve sistemik tedavi olarak adlandırılır.
Tıbbi olarak ağrı kontrolü, bulantı ve iştahsızlık gibi kanser semptomlarını yönetmede kullanılabilen psikoaktif bir bitkidir. Yasal durumu ülkelere göre değişiklik gösterir.
Deride kalınlaşma ve sertleşme ile karakterize edilen durum, bazen öncü kanser belirtisi olabilir.
Hastanın genetik ve diğer özelliklerine göre bireysel tedavi planı.
İçinde sıvı veya yarı katı madde bulunan, genellikle zarla çevrili yapıdır. Vücutta farklı organlarda görülebilir.
Genetik, kalıtsal bir hastalık olup akciğer ve pankreasta mukus birikimine yol açar. Solunum ve sindirim problemlerine neden olur.
Kemiklerin uç kısımlarında, eklem bölgelerinde yer alan esnek ve dayanıklı bağ dokusudur. Kıkırdak dokusu hasar görürse iyileşmesi zordur.
Oksijen taşıyan kan hücresi.
Yukarıdaki RBC’nin tam açılımı.
Bireyin düzenli korunmasız ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamaması durumu.
Rahmin sadece bir kısmının cerrahi olarak çıkarılması.
Meme dokusunun bir kısmının çıkarılması işlemi.
Tamamı değil, bir kısmı yapılan işlemler veya çıkarılan organ miktarı.
Erkeklerde ekstra X kromozomu bulunması sonucu gelişen genetik durum. Genellikle testis küçüklüğü, kısırlık ve bazı fiziksel özelliklerle karakterizedir.
Bağışıklık sisteminin yetersiz çalışması sonucu sık enfeksiyonların görüldüğü genetik bir hastalıktır. Kanser riski artabilir.
Yeni ilaç veya tedavi yöntemlerinin insanlarda güvenlik ve etkinliğini test etmek için yapılan kontrollü bilimsel çalışmalardır.
Sağlık profesyoneli tarafından yapılan elle meme muayenesidir. Kitle, şişlik, hassasiyet gibi anormalliklerin saptanmasına yardımcı olur.
Sağlık profesyoneli tarafından elle yapılan meme kontrolüdür. Kitle veya anormalliklerin erken teşhisinde önemlidir.
İnsan üzerinde denemeden önce laboratuvar ve hayvan çalışmaları aşaması.
Kadınlarda cinsel uyarılma ve hazda önemli rol oynayan, dış genital bölgede bulunan küçük yapıdır.
Akut miyeloid lösemi gibi kan kanserlerinde ortaya çıkan, yeşilimsi renkli, deri ya da diğer dokularda oluşan tümör benzeri kitlelerdir.
Radyoaktif bir izotop olup, kanser tedavisinde radyoterapi kaynağı olarak kullanılır. Yüksek enerjili gama ışınları üretir ve tümör hücrelerini öldürmek için kullanılır.
Vücutta farklı hücre tiplerine dönüşebilen temel hücre.
Kemoterapi sonrası kök hücrelerin tekrar verilerek kan yapımının desteklenmesi.
Hasar görmüş kemik iliğinin yerine kök hücre nakledilmesi.
Safra kanallarının görüntülenmesi için yapılan radyolojik işlemdir. Kontrast madde verilerek safra yollarındaki tıkanıklık veya taşlar tespit edilir.
Safra kanallarından kaynaklanan nadir ama agresif kötü huylu tümördür. İleri evrede genellikle cerrahi tedavi mümkün olmayabilir.
Safra kanalında doğuştan gelen genişleme veya kist oluşumudur. Tedavi edilmezse enfeksiyon veya kanser riski vardır.
Safra kesesinin cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Genellikle safra kesesi taşları veya iltihaplarında uygulanır.
Kanserin evresini belirlemek için çeşitli testlerin sonuçlarının birleştirilerek kullanıldığı evreleme sistemidir. Tedavi planlamasında önemlidir.
Sindirim sisteminin büyük bölümünü oluşturan kalın bağırsak parçasıdır. Kolon kanseri en sık görülen kanser türlerindendir.
Kemik iliğinde kan hücresi üretimini uyaran proteinlerdir. Kemoterapi sonrası bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılır.
Kalın bağırsağın iç yüzeyini incelemek için kullanılan endoskopik yöntemdir. Polip, kanser gibi hastalıkların tanısı ve tedavisinde kullanılır.
Kalın bağırsakta yüzlerce polip oluşumu ile karakterize, kanser riski yüksek kalıtsal hastalık.
Kolon ve rektum bölgesini kapsayan terimdir. Kolorektal kanserler bu bölgedeki kötü huylu tümörlerdir.
Kalın bağırsak veya rektumun cerrahi olarak karın duvarına ağızlaştırılmasıdır. Dışkının bağırsaktan çıkışını sağlamak için yapılır.
Rahim ağzı ve vajina iç yüzeyini özel bir mikroskopla inceleme yöntemidir. Anormal hücrelerin tanısı için kullanılır.

L

Vücut dışında, laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneyler ya da işlemler.
Hücre metabolizmasında rol alan enzim; kan seviyeleri çeşitli hastalıklarda artabilir, özellikle doku hasarında ve bazı kanserlerde.
Omurganın arka kısmındaki lamina adlı kemik parçasının cerrahi olarak çıkarılması işlemi; sinir basısını azaltmak için yapılır.
Karın içini küçük kesilerden kamera ve özel aletlerle inceleme veya ameliyat yapma yöntemi; minimal invaziv cerrahi.
Karın bölgesine geniş cerrahi kesi yapılarak iç organlara erişim sağlanması.
Ses kutusunun tamamının veya bir kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemi.
Ses kutusu (larinks) cerrahi olarak çıkarılmış hasta.
Gırtlak ve ses tellerinin endoskopik yöntemle incelenmesi.
Gırtlak ve farenksin birleştiği bölge, yutma ve solunum yollarının kesişme noktası.
Sırt kasından alınan doku parçası, genellikle rekonstrüksiyon (örneğin meme onarımı) için kullanılır.
Rektum veya bağırsakları temizlemek veya ilaç vermek için uygulanan sıvı enjeksiyonu.
Doku kesimi veya yok edilmesi için yüksek enerjili ışık (lazer) kullanılan cerrahi yöntem.
Düz kaslardan kaynaklanan iyi huylu tümör; en sık rahimde görülür.
Düz kas hücrelerinden gelişen kötü huylu (kanser) tümör türü.
Doku aralarındaki sıvı; bağışıklık sisteminin önemli parçası.
Lenf sisteminde filtre görevi gören küçük, bezelye büyüklüğünde yapılar. Enfeksiyon ve kanser hücrelerini tutar.
Lenfi taşıyan damarlar.
Lenf sistemi dışındaki vücut bölgelerinde bulunan yapılar veya lezyonlar için kullanılır.
Lenf düğümlerinde kanser hücresi bulunmaması durumu.
Lenf düğümlerinde kanser hücresi bulunması durumu.
Vücuttaki lenf damarları, bezleri ve organlarından oluşan bağışıklık sistemi parçası.
Lenf damarlarında dolaşan sıvı, enfeksiyon ve atık maddelerin taşınmasını sağlar.
Lenf bezlerinin büyümesi veya hastalanması durumu.
Lenfoblastlardan oluşan ve lenf düğümlerini etkileyen malign (kötü huylu) tümör.
Lenfoblast adı verilen erken olgunlaşmamış lenfositlerden kaynaklanan lösemi türü.
Lenf sıvısının dokularda birikmesi sonucu şişlik oluşması.
Lenfödem tedavisinde kullanılan basınç uygulayan kolluk.
Lenfatik sistemin kötü huylu tümörleri.
Bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden biri, B ve T hücrelerini içerir.
Lenfositlerin anormal çoğalması ile karakterize lösemi türü.
Kanser hücrelerinin lenf ve kan damarlarına girmesi durumu, hastalık yayılımı göstergesidir.
Kanser hücrelerinin beyin ve omurilik zarlarının ince tabakalarına yayılması durumu.
Aşırı yorgunluk, uyuşukluk veya bilinç bulanıklığı hali.
Dokuda anormal bir alan, yara, kitle veya diğer patolojik değişiklikler.
LHRH etkisini taklit eden ve hormonların salgısını düzenleyen ilaçlar; özellikle hormon duyarlı kanser tedavisinde kullanılır.
Genetik geçişli, çeşitli kanser türlerine yatkınlık oluşturan nadir bir sendrom.
Kanser tedavisinde kullanılan yüksek enerjili X-ışınları (radyasyon) üreten cihaz.
Deri altında veya dokularda oluşan, iyi huylu yağ dokusu tümörü.
Yağ dokusundan kaynaklanan kötü huylu (kanser) tümör.
İlaç taşıyıcı olarak kullanılan, fosfolipid tabakalarından oluşan küçük veziküller; özellikle kemoterapi ilaçlarında kullanılır.
Hücrelerin parçalanması veya yok edilmesi.
Organların anatomik olarak ayrılmış alt bölümleri (örneğin karaciğerin lobları).
Organın bir lobunun cerrahi olarak çıkarılması (örneğin akciğer lobu çıkarılması).
Kanda bulunan lökositlerin (beyaz kan hücreleri) özel cihazlarla ayrılarak alınması işlemi. Kanser tedavilerinde veya bazı hastalıklarda kullanılır.
Cerrahi işlem sırasında sadece belli bir alanın uyuşturulması için kullanılan ilaçlar.
Hastalığın sadece belirli bir bölgede sınırlı olması durumu.
Beyin beyaz maddesinin (ak maddesinin) hastalanması veya zarar görmesi durumu.
Kandaki beyaz kan hücresi sayısının normalin altına düşmesi; enfeksiyon riskini artırır.
Ağız içi veya diğer mukozalarda oluşan, beyaz, kalınlaşmış yamalar; bazen kanser öncesi lezyon olabilir.
Vücudu enfeksiyonlardan koruyan bağışıklık sisteminin hücreleri; nötrofil, lenfosit, monosit gibi alt türleri vardır.
Omurilik sıvısının belden ince bir iğne ile alınması; tanı ve tedavi amaçlı yapılır.
Kemik iliğinde başlayan, anormal beyaz kan hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla karakterize kan kanseri türü.
Lösemi hücrelerinin deri üzerinde tümör benzeri lezyonlar oluşturması durumu.
Organ ya da damarın iç boşluğu içerisinde yer alan.
Meme kanserinde tümörün çevresindeki az miktarda sağlıklı doku ile birlikte cerrahi çıkarılması işlemi.
Hipofiz bezinden salgılanan hormon; yumurtalık ve testis fonksiyonlarını düzenler.
Hipotalamus tarafından üretilen ve LH salgısını uyaran hormon.
Kalıtsal kolorektal kanser ve diğer kanserlere yatkınlık durumu.

M

Bağışıklık sisteminde mikropları yiyip yok eden büyük hücreler.
Hızlı büyüyen, çevre dokulara yayılabilen ve metastaz yapabilen kanserli tümör.
Endometrium veya overlerde görülen nadir ve agresif kötü huylu tümör tipi.
Kanserli, agresif ve yayılma potansiyeli olan tümör.
Meme dokusunun röntgenle incelenmesi işlemi.
Meme kanseri taraması için yapılan özel röntgen çekimi.
Hastaların manevi ihtiyaçlarını destekleyen sağlık çalışanı.
Deri, ağız, bağırsak gibi bölgelerde enfeksiyonlara neden olabilen mikroorganizmalar. Bağışıklık sistemi zayıf bireylerde ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.
Vücut dokularını manyetik alan ve radyo dalgaları ile görüntüleme yöntemi.
Bir ilaç şirketi tarafından özel bir isimle tescillenmiş ve pazarlanan ilaçtır. Etkin maddesi jenerik ilaçlarla aynı olsa da fiyatı daha yüksek olabilir.
Alerjik reaksiyonlarda rol oynayan bağışıklık hücresi.
Meme dokusunun cerrahi olarak çıkarılması.
Candida türü mantarların neden olduğu enfeksiyon.
Göğüs kafesi içinde kalp, büyük damarlar ve solunum yolları arasında kalan bölge.

Göğüs boşluğundaki lenf bezlerinin endoskopik olarak incelenmesi.

Bakınız : Mediastinoskopi hakkında detaylı bilgi

Kemik iliği veya medulla (öz) ile ilgili.
Deriye ve saçlara renk veren pigment.
Ciltteki pigment hücrelerinden kaynaklanan kötü huylu deri kanseri.
Melanom dışında kalan cilt kanserleri; genellikle bazal hücre veya skuamöz hücre kanserleri.
Süt üretiminden sorumlu bezler.
Estetik veya rekonstrüktif amaçlarla meme hacmini artırmak için yapılan cerrahi işlemdir. Genellikle silikon implantlar veya yağ enjeksiyonu kullanılır.
Sarkmış göğüsleri kaldırmak ve şekillendirmek amacıyla yapılan estetik cerrahidir. Fazla deri çıkarılır, meme başı yeniden konumlandırılır.
Memeden sütü taşıyan kanallar.
Meme hacmini artırmak veya meme rekonstrüksiyonu için yerleştirilen yapay materyallerdir. Silikon jel veya salin (tuzlu su) ile dolu olabilir.
Kanserli dokunun ve çevresindeki az miktarda sağlıklı dokunun alınarak memenin büyük oranda korunduğu cerrahi yöntemdir. Genellikle radyoterapi ile birlikte uygulanır.
Büyük memelerin neden olduğu sırt ağrısı, boyun ağrısı gibi şikayetleri gidermek veya estetik amaçla meme boyutunun cerrahi olarak küçültülmesidir.
Meme ucunda veya çevresinde görülen nadir kanser türü.
Mastektomi (memenin alınması) sonrası memenin yeniden oluşturulması işlemidir. Silikon implantlar veya hastanın kendi dokusu (örneğin karın veya sırt kası) kullanılarak yapılabilir.
Kanser hücrelerinin beyin veya omurilik zarlarına yayılması durumu.
Meninkslerden kaynaklanan genellikle iyi huylu beyin tümörü.
Beyin ve omuriliği saran üç zar tabakası.
Kadınlarda adet döngüsünün doğal olarak sona ermesi dönemi.
Menopoz gerçekleşmeden önceki dönem.
Kadının adet görmesinin sona erdiği yaşam dönemi sonrası süreç.
Erkeklerde sperm ve sıvıların birleşimi.
Deride dokunma hissini sağlayan hücre tipi.
Beyin ve omurilikten oluşur. Duyular, motor hareketler, düşünce, bilinç gibi vücut fonksiyonlarının çoğunu kontrol eder.
Beyin ve omurilikten oluşan sinir sistemi bölgesidir. Vücut fonksiyonlarını kontrol eder.
Bazı kanser türlerinde, özellikle lösemide, kanserin merkezi sinir sistemine yayılmasını önlemek için uygulanan tedavilerdir.
İdrarın depolandığı, kas yapısında bir organ olan idrar kesesidir.
Metabolizma sonucu oluşan ara ürünler veya son ürünler.
Canlı organizmalarda gerçekleşen tüm kimyasal reaksiyonlar.
Meme dokusundaki hücrelerin farklılaşma gösterdiği nadir ve agresif kanser türü.
Bir doku tipinin başka bir doku tipine dönüşmesi.
Vücutta başka bölgelere yayılmış kanser.
Kanser hücrelerinin birincil tümörden ayrılarak vücudun başka bölgelerine yayılması.
Kemik, kıkırdak ve bağ dokusu gibi farklı hücre tiplerine dönüşebilen kök hücre türü.
Akciğer zarı, karın zarı gibi mezotelyal dokulardan kaynaklanan kötü huylu tümör. Genellikle asbeste maruz kalmayla ilişkilidir.
Besinlerin sindirildiği organ.
T hücrelerinden kaynaklanan nadir bir cilt lenfoması türü.
Meme dokusunda küçük kalsiyum birikintileri, genellikle mamografide görülür ve kanser belirtisi olabilir.
Çok küçük metastaz odakları, mikroskopla tespit edilir.
Genellikle kalpte oluşan iyi huylu jöle kıvamında tümör.
Birden fazla hücre tipinden oluşan tümör.
Hücrenin iki yeni hücreye bölünmesi süreci.
Omurilik ve sinir köklerini görüntülemek için kullanılan röntgen yöntemi.
Rahimde gelişen iyi huylu kas dokusu tümörleridir. Kanama ve ağrıya neden olabilir.
Hastalık tedavisinde kullanılan yöntem veya teknik.
Meme dokusu, bazı kaslar ve lenf bezlerinin çıkarıldığı cerrahi operasyon.
Anormal plasenta gelişimiyle karakterize, gebelikte anormal doku çoğalması.
Tek bir hücre klonundan üretilen, belirli bir antijene özgü antikor.
Kanser veya diğer hastalıklarda hedefe yönelik monoklonal antikor kullanımı.
Kan dolaşımındaki büyük beyaz kan hücresi, bağışıklık yanıtında rol alır.
Hastalık veya sağlık durumuna bağlı rahatsızlık oranı.
Hücre veya dokunun şekil ve yapısal özellikleri.
Belirli bir hastalık nedeniyle ölüm oranı.
Hücrede genetik bilgiyi DNA’dan alarak protein sentezini sağlayan RNA türü.
Vücutta iç yüzeyleri kaplayan, mukus üreten zar.
Mukoza (yumuşak doku) iltihabı, özellikle kemoterapi veya radyoterapi sonrası.
Mukoza zarlarından salgılanan yapışkan sıvı.
Birden fazla endokrin bezde tümör gelişimine neden olan genetik hastalıklar grubu.
Plazma hücrelerinden kaynaklanan kemik iliği kanseri.
Birden fazla merkez veya bölgede oluşan (örneğin, çok merkezli tümör).
Genetik materyalde değişiklik (mutasyon) yapan etken madde.
Kandaki nötrofil adı verilen beyaz kan hücrelerinin sayısını gösteren bir laboratuvar parametresidir. Enfeksiyonlara karşı savunmada kritik rol oynar. Düşük ANC değeri, bağışıklık sisteminin zayıflığını gösterir.
Belirli bir zaman aralığında, belirli bir bireyde hastalık ya da olumsuz bir sağlık sonucunun ortaya çıkma olasılığıdır. Genellikle yüzdelik (% risk) olarak ifade edilir.
Kas güçsüzlüğüne yol açan kronik otoimmün hastalık.
Kemik iliğinde kan hücresi üretiminde bozukluk yapan hastalık grubu.
Kemik iliğinde bağ dokusunun artmasıyla kan hücre üretiminin bozulduğu hastalık.
Kemik iliğinde oluşan lösemi türü (myeloblastlardan kaynaklanan).
Kemik iliğindeki miyeloid hücrelerden kaynaklanan lösemi türü.
Kemik iliğinde aşırı ve anormal kan hücresi üretimi ile karakterize hastalık grubu.
Kemik iliği faaliyetinin azalması, kan hücresi üretiminin baskılanması.

N

Çok düşük sıklıkla görülen kanser türü.
Organ, doku veya hücrelerin bir kişiden diğerine aktarılması.
Ağrı kesici etkili, merkezi sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etkisi olan ilaç.
Burun boşluğunun arka kısmı ile yutak arasındaki bölge.
Burun ve yutak bölgesinin endoskopik muayenesi.
Burundan mideye uzanan, beslenme veya mide boşaltımı için kullanılan tüp.
Böbreğin cerrahi olarak çıkarılması işlemi.
Çocuklarda görülen böbrek kanseri türü.
Canlı dokunun hücre ölümüyle tahrip olması.
Cerrahi öncesi tümör küçültmek için uygulanan tedavi (kemoterapi veya radyoterapi).
Anormal ve kontrolsüz hücre çoğalması, tümör oluşumu.
Hücrelerin anormal çoğalması sonucu oluşan yeni doku; iyi ya da kötü huylu olabilir.
Bir hastalığa bağlı ölüm hariç sağkalım oranı.
Derideki pigmentli iyi huylu leke veya yumru.
Tütün bitkisinde bulunan bağımlılık yapıcı kimyasal madde.
Beynin anormal elektriksel aktivitesi sonucu geçici kontrol kaybı veya kasılma.
Küçük, yuvarlak, genellikle katı kitle veya yumru.
Lenf nodu dışındaki alanlarda (örneğin mide, beyin) lenfoma görülmesi durumudur.
Lenfositlerden kaynaklanan ve Hodgkin hastalığından farklı lenfoma türü.
Testis kanserinin bir alt tipi, seminoma dışındaki tümörler.
Sağlıklı kilo aralığında olmak, vücut kitle indeksi normal sınırlar içinde.
Çocuklarda görülen sinir hücresi kaynaklı kanser.
Sinir ve endokrin sistem özelliklerine sahip hücreler/tümörler.
Sinir ve hormon sistemi arasındaki bağlantı.
Nöroendokrin hücrelerden gelişen tümör.
Deride tümörler ve sinir dokusunda lezyonlarla seyreden genetik hastalık.
İşitme sinirinde ve beyinde tümörlerle karakterize genetik hastalık.
Sinir sistemi ile ilgili.
Sinir dokusundan kaynaklanan iyi huylu tümör.
Sinir sisteminin temel işlevsel birimi.
Sinir hücrelerine zarar veren toksik etkiler.
Sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan kimyasal madde.
Bakterilere karşı savunmada görevli beyaz kan hücresi türü.
Kan dolaşımındaki nötrofil (beyaz kan hücresi) sayısının azalması.
Radyoaktif maddeler kullanılarak yapılan görüntüleme testi.
Radyoaktif maddelerle hastalıkların teşhis ve tedavisinin yapıldığı tıp dalı.
Kanserin tedavi sonrası tekrar ortaya çıkması.
Hastalığın tedavi sonrası tekrar ortaya çıkması.

O

Aşırı vücut yağına sahip olan kişi.
Sağlığı olumsuz etkileyen aşırı kilo durumu.
Göz içi yapılarının incelenmesi için yapılan muayene.
Beyin veya omurilikte bulunan bir tür tümör.
Kanserin az sayıda metastaz yaptığı durum.
Beyne kemoterapi veya sıvı enjeksiyonu için yerleştirilen cihaz.
Omurganın içinde bulunan sinir dokusu.
Omurilik çevresindeki sıvı içine (beyin-omurilik sıvısı) ilaç verilmesi.
Omurgayı oluşturan kemik segmentler.
İnce bağırsağın ilk bölümü. Sindirimin büyük kısmı burada gerçekleşir.
Hücrelerin kontrolsüz büyümesine neden olan gen.
Kanserle ilgilenen tıp dalı.
Kanser hastalarında acil müdahale gerektiren durumlar.
Cerrahi olarak yumurtalıkların çıkarılması.
Ağrı kesici etkisi olan, morfin benzeri ilaç grubu.
Gözden beynin görme merkezine bilgi taşıyan sinir.
Orak şeklinde anormal kırmızı kan hücreleri ile seyreden kalıtsal kan hastalığı.
Orak hücre anemisinin tüm klinik belirtilerini içeren hastalık grubu.
Vücuttaki belirli işlevi olan yapı.
Canlı varlık, hücrelerden oluşan yaşam formu.
Boğazın ağız boşluğuna yakın bölümü.
Testislerin cerrahi olarak çıkarılması.
Vücut ortasına yakın, iç taraf.
Hastalık tanısından sonra yarı hastanın yaşamaya devam ettiği süre.
Kemiklerde görülen kötü huylu tümör.
Vücudun dışına yapay ağız açılması işlemi (örneğin kolostomi).
Ostomi bakım ve eğitiminde uzmanlaşmış sağlık profesyoneli.
Otoantikorlar, bağışıklık sisteminin kendi dokularına karşı ürettiği antikorlardır.
Otoimmün hastalıklar, bağışıklık sisteminin kendi sağlıklı hücrelerine saldırdığı durumları ifade eder.
Otolog, bir kişinin kendi dokusunun veya hücrelerinin tedavi amacıyla kullanılmasıdır.
Kulak içi muayenesi.

Ö

Dokularda aşırı sıvı birikimi sonucu şişlik oluşmasıdır.
Bağışıklık sisteminde virüs bulaşmış hücreleri ve kanser hücrelerini öldüren özel hücre tipi (özellikle doğal öldürücü hücreler – NK hücreleri).
Belirli bir hastalık nedeniyle belirli bir nüfusta veya grupta ölüm sıklığını ifade eder. Epidemiyolojide kullanılır.
Bir kişinin yaşamı boyunca belirli bir hastalığa yakalanma ihtimali.
Anterior, vücudun ön kısmını ifade eden anatomik bir terimdir. Örneğin, “anterior tibial kas” ifadesi, tibia kemiğinin ön kısmında bulunan kası belirtir.
Başka bir hücre veya yapıya dönüşebilen hücre veya madde.
Kadınlarda cinsel gelişimi ve üreme sistemini düzenleyen başlıca hormonlardan biridir. Erkeklerde de düşük düzeyde bulunur.
Menopoz sonrası kadınlara eksik olan östrojen hormonunun yerine verilmesi. Sıcak basması, osteoporoz gibi durumları önlemeye yardımcı olur.
Menopoz sonrası kadınlarda eksik östrojenin yerine konulması için kullanılan tedavi yöntemidir. Osteoporoz ve menopoz semptomlarını azaltmayı hedefler.
Hücrelerin östrojene yanıt verip vermediğini belirleyen protein yapısı. Meme kanseri gibi bazı kanser türlerinde tedavi yönünü belirlemede önemlidir.
Kanserin genel yaygınlık durumu hakkında özet bilgi.
Yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının endoskopla incelenmesi işlemi.
Yalnızca yemek borusunun görüntülenmesine yönelik endoskopik işlemdir. Bakınız : Özofagoskopi  nedir?
Ağız ile mide arasında yer alan, yiyeceklerin taşındığı tüp şeklindeki yapı.
Gırtlak (larinks) alındıktan sonra, yemek borusu kullanılarak konuşmanın sağlandığı alternatif konuşma şekli.
Yemek borusunun bir kısmının veya tamamının cerrahi olarak çıkarılması işlemi.

P

Kemiklerde deformasyon ve anormal büyüme ile seyreden hastalık.
Sigara içme yoğunluğunu ve süresini ölçen birim (günde paket sayısı x yıl).
Hastalığın tedavisinde semptomları hafifletmeye yönelik bakım.
İlerlemiş hastalıklarda yaşam kalitesini artırmaya yönelik, rahatlatıcı ve destekleyici bakım.
Hastanın yaşam kalitesini artırmaya yönelik, hastalığı iyileştirmeyen rahatlatıcı bakım.
Üst akciğer tümörüne bağlı omuz ve kol ağrısı, sinir felci gibi belirtiler.
Akciğerin üst kısmında oluşan tümör.
Sindirim kanalının tümünün endoskopik incelemesi.
Sindirim ve hormon salgılayan organ.
Pankreas salgılarını taşıyan kanal.
Pankreas başı ve duodenumun cerrahi olarak çıkarılması.
Kan hücrelerinin (alyuvar, akyuvar, trombosit) sayısının tümünde azalma.
Rahim ağzı kanserini erken teşhis için alınan hücre örneği testi.
Parmak veya saçak benzeri yapıya sahip doku veya tümör tipi.
İyi huylu küçük doku tümörü, genellikle cilt veya mukozada.
Optik sinir başında şişme, genellikle beyin basıncı artışına bağlı.
Burun çevresindeki sinüslerle ilgili.
Kanser dışı dokularda, tümörün dolaylı etkisiyle oluşan hastalık bulguları.
Karın boşluğunda (periton boşluğunda) biriken sıvının iğneyle çekilmesi işlemidir. Tanı koymak veya fazla sıvıyı boşaltmak amacıyla yapılır. Siroz, kanser veya enfeksiyonlarda bu sıvı birikebilir.
Karın boşluğundan sıvı alınması işlemi.
Boyunda tiroid bezinin arkasında kalsiyum dengesini düzenleyen küçük bezler.
Sindirim sistemi dışında damar yoluyla beslenme.
Sigara içmeyenlerin maruz kaldığı çevresel tütün dumanı.
Hastalıkların yapısal ve işlevsel değişikliklerini inceleyen bilim dalı.
Kemikte hastalık (örneğin tümör) nedeniyle oluşan kırık.
Bir ilacın piyasaya çıktıktan sonra güvenlik ve etkinliğinin izlenmesi.
Pelvik organların geniş çaplı cerrahi çıkarılması.
Kadınlarda pelvis bölgesinin elle muayenesi.
Pelvik organları destekleyen kas ve dokuların oluşturduğu tabaka.
Alt karın boşluğunun kemik yapısı.
Ereksiyon bozukluğunda penise yerleştirilen yapay cihaz.
Erkek üreme organı.
Hastanın genel sağlık ve işlevsellik seviyesini ölçen değerlendirme.
Merkezden uzak, çevresel anlamda.
Kanser tedavisinde periferik kandan kök hücre toplanarak yapılan nakil.
Periferik sinirlerin hasar görmesiyle oluşan sinir hastalığı.
Beyin ve omurilik dışındaki sinirler.
Merkezi sinir sisteminin dışındaki sinir ağı.
Kalbi çevreleyen zar arasında sıvı birikmesi.
Kalbi saran çift katlı zar.
Menopoz öncesi dönemde hormon değişikliklerinin yaşandığı süreç.
Kanser hücrelerinin sinir çevresine yayılması durumu.
Karın iç organlarını saran zar.
Karın içini kaplayan zar ile sınırlı boşluk.
Karın boşluğuna doğrudan verilen kemoterapi tedavisi. Genellikle karın içi kanserlerde kullanılır.
B12 vitamini eksikliğine bağlı gelişen ciddi kansızlık.
Pozitron emisyon tomografisi; vücutta metabolik aktiviteyi gösteren görüntüleme yöntemi.
Ciltte küçük kırmızı-mor noktalar şeklinde kanama.
Genetik hastalık; sindirim sisteminde polipler ve pigmentasyonla karakterizedir.
İnce bağırsakta bağışıklık hücrelerinin yoğunlaştığı bölgeler.
Kromozom anomalisinin neden olduğu bazı lösemilerde görülen genetik değişiklik.
Güneş ışığına aşırı hassasiyetle seyreden, DNA tamiri bozukluklarına dayalı genetik hastalık.
Etkisi olmayan, ancak hastanın iyileşeceğine inandığı için tedavi edici etki gösteren madde.
Vücut yapısını düzeltme veya yeniden şekillendirme cerrahisi.
Kanın sıvı kısmı; kan hücrelerini taşır.
Antikor üreten bağışıklık sistemi hücresi.
Kanda bulunan plazmanın ayrılarak hastadan alınması ve temizlenmesi işlemi.
Akciğeri saran ince zar.
Akciğer ve göğüs duvarı arasındaki boşluk.
Plevral boşlukta anormal sıvı birikimi.
Hücrede bulunan kromozom sayısının durumu.
Ağızda ve yutakta oluşan yaralarla seyreden, demir eksikliği anemisiyle ilişkili hastalık.
Akciğerin tamamının cerrahi olarak çıkarılması işlemi.
Akciğer dokusunun enfeksiyonu ve iltihabı.
Akciğer dokusunun inflamasyonu; genellikle alerjik veya kimyasal nedenli.
Akciğer ile göğüs duvarı arasına hava girmesi sonucu akciğerin sönmesi.
Mukoza yüzeyinden çıkan iyi huylu ya da kötü huylu tümör benzeri doku büyümesi.
Kolon ve diğer kanserlerin kalıtsal geçiş gösterdiği genetik sendrom; polip oluşumu olmadan gelişebilir.
Kanda kırmızı kan hücrelerinin aşırı üretildiği nadir kemik iliği hastalığı.
Kan örneği almak veya ilaç vermek için deri altına yerleştirilen küçük cihaz.
Vücutta metabolik aktiviteyi gösteren ileri görüntüleme yöntemi.
Lösemi öncesi dönemdeki hücresel anormallik.
Belirli bir zamanda veya dönemde bir hastalığın toplumdaki toplam vaka sayısı.
Safra yollarının kronik iltihabi hastalığı, sertleşme ve tıkanma ile karakterize.
Hastalığın başlangıcında uygulanan ilk tedavi yöntemi.
Kanserin başlangıçta ortaya çıktığı organ veya doku.
Vücutta metastaz bulunmasına rağmen, kanserin başlangıç noktasının (primer tümörün) saptanamadığı durumdur. Tanı ve tedavi zor olabilir.
Kadın üreme sistemi hormonlarından biri, gebeliği destekler.
Progesteron hormonunu bağlayan hücre içi protein.
Hastalığın gelecekte nasıl ilerleyeceğine dair tahmin.
Hastalığın seyrini ve hastanın tedaviye yanıtını tahmin etmeye yarayan özellik.
Rektum ve anüsün endoskopik muayenesi.
Erkek üreme sisteminde, idrar yolunun çevresinde bulunan bez.
Prostat tarafından üretilen ve prostat kanseri taramasında kullanılan kan testi.
Yukarıda açıklandı.
İdrar yolundan girilerek prostat dokusunun çıkarılması işlemi.
Kanser tedavisinde kullanılan, hücre içi protein yıkımını engelleyen ilaçlar.
Vücudun yapı taşı olan büyük moleküller.
Vücut işlevini yerine getirmek için takılan yapay parça.
Hücre büyümesini kontrol eden, mutasyona uğrayınca kanser yapabilen gen.
Klinik deney veya tedavi sürecinde izlenen adımların ayrıntılı planı.
PSA seviyesinin tedavi sonrası tekrar yükselmesi durumu.
Ruh sağlığı bozukluklarını teşhis ve tedavi eden hekim.
Psikolojik değerlendirme ve terapi yapan uzman.
Hastanın psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik destek.
Karın zarında mukus benzeri jelimsi madde birikmesi, nadir bir tümör durumu.
Akciğer dokusunun sertleşip kalınlaşması ile solunumun zorlaşması.
Deriden küçük bir silindir şeklinde parça alma yöntemi.
Psoralen ve ultraviyole A ışınlarının kombinasyonu ile yapılan deri tedavisi.

R

İskelet kası kökenli kötü huylu tümör.
Hastalıklı tüm doku ve çevresindeki alanların geniş çaplı çıkarılması ameliyatı.
Rahim ve çevresindeki dokuların geniş çaplı cerrahi çıkarılması.
Meme dokusu, kaslar ve lenf bezlerinin tamamının çıkarılması ameliyatı.
Radyoaktif, doğal bir gaz; uzun süreli maruziyet akciğer kanseri riskini artırır.
Radyasyon tedavisi sonrası dokuda oluşan sertleşme ve skar dokusu.
Yüksek dozda radyasyona maruz kalmanın neden olduğu akut sağlık sorunları.
Daha önce radyasyon uygulanan bölgede, başka bir tedaviye bağlı ortaya çıkan inflamasyon.
Radyasyon tedavisi uygulayan kanser uzmanı.
Kanser tedavisinde tümör hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili ışınların kullanımı.
Radyasyon tedavisini planlayıp uygulayan sağlık profesyoneli.
Kanser tedavisinde tümör içine yerleştirilen radyoaktif madde.
Radyasyon tedavisine karşı direnç gösteren hücre veya tümör.
Radyasyon tedavisinin etkinliğini artıran madde.
Tiroid kanseri ve hastalıklarının tedavisinde kullanılan radyoaktif madde.
Radyoaktif özelliğe sahip atom çeşidi.
Radyoaktif maddelerle yapılan görüntüleme testi.
Radyoaktif madde içeren ve tanı veya tedavi amacıyla kullanılan ilaç.
Radyoaktif izotop (yukarıdakiyle aynı anlamda).
Yukarıdaki tarama ile aynı.
Tıbbi görüntüleme ve tanı alanı.
Kadın üreme sisteminde ceninin geliştiği organ.
Rahmin cerrahi olarak çıkarılması; iyi ya da kötü huylu hastalıklar nedeniyle yapılabilir.
Kronik lenfositik lösemide kullanılan evreleme sistemi.
Klinik çalışmalarda hastaların rastgele gruplara atanması yöntemi.
Raynaud hastalığı belirtileri, geçici damar spazmı.
Soğukta ve stresle parmaklarda renk değişikliği ve dolaşım bozukluğu.
Hodgkin lenfomasında görülen anormal büyük hücre.
Hastaların tedavi sonrası fonksiyonlarını geri kazanmasına destek olan hemşire.
DNA parçalarının laboratuvarda birleştirilip değiştirilmesi yöntemi.
Hastaların sosyal ve fiziksel aktivitelerle iyileşmesini destekleyen terapist.
Kalın bağırsağın son kısmı.
Hastalığın belirtilerinin azalması veya kaybolması.
Böbreğin en yaygın kanser türü.
Olgunlaşmamış genç kırmızı kan hücresi.
Çocuklarda görülen retina (göz) kanseri.
Retinoik asit benzeri yapılar, genellikle dermatolojik ve onkolojik tedavilerde kullanılır.
A vitamini türevi, hücre büyümesini düzenleyen madde.
A vitamininin aktif formu.
Karın arkasında, periton zarı dışında kalan bölge.
RNA virüsü türü, HIV gibi.
Hastalıklı dokunun cerrahi yolla çıkarılması.
Cerrahi olarak çıkarılamayan tümör veya doku.
Hücrede genetik bilgiyi taşıyan molekül.
Kronik lenfositik lösemiden agresif lenfoma dönüşümü.
Hastalık veya olumsuz durumun ortaya çıkma olasılığı.
Hastalık veya zararlı durumların ortaya çıkma olasılığını azaltma çabaları.
Hastalık gelişme olasılığını artıran etken.

RNA

Yukarıda açıklanan ribonükleik asidin kısaltması.
Vücut içini görüntülemek için kullanılan elektromanyetik radyasyon yöntemi.
Nadir genetik hastalık, deri ve kemik anomalileri ile karakterize.

S

Karaciğer tarafından üretilen ve yağların sindirimine yardımcı olan yeşilimsi-kahverengi sıvıdır. Safra kesesinde depolanır.
Safranın karaciğerden safra kesesine ve oradan da ince bağırsağa taşınmasını sağlayan kanallardır.
Karaciğerin ürettiği safrayı depolayan ve sindirimde görevli organ. Taş veya kanser gelişebilir.
Karaciğer, safra kesesi ve safra kanallarını içeren, safranın üretimi ve taşınmasından sorumlu sistemdir.
Safranın karaciğerden ince bağırsağa taşındığı kanalların tümünü kapsar.
Safra akışını engelleyen tıkanıklıkları aşmak için yapılan cerrahi işlemdir.
Hastanın belirli bir süre hayatta kalma durumu.
Bireyin sağlık bilgilerini anlama, değerlendirme ve kullanarak sağlıkla ilgili kararlar alma yeteneğidir.
Kaygıyı azaltan, rahatlatan ilaç.
Belirli bir bölgede, kısa sürede çok sayıda kişiyi etkileyen hastalık yayılımı.
Büyük toplardamarlara (genellikle boyun, göğüs veya kasık) yerleştirilen, uzun süreli sıvı ve ilaç tedavileri için kullanılan kateterdir.
→ Yukarıdaki terimlerle eşdeğerdir. Klinik olarak aynı anlamda kullanılır.
→ Central line ile aynı anlama gelir. Kan alma, ilaç verme ve damar içi beslenme amacıyla kullanılır.
Kandaki bilirubin seviyesinin artması sonucu cilt ve göz aklarının sararması durumu.
Bağ dokusu kökenli kötü huylu tümörler.
Bireylerin veya grupların haklarını korumak, desteklemek ve seslerini duyurmak amacıyla yapılan faaliyetlerdir. Sağlık alanında, hastaların haklarını savunmak için yapılan çalışmalar bu kapsamdadır.
Sinir kılıfından kaynaklanan iyi huylu tümör.
Kalın bağırsağın başlangıç kısmıdır. İnce bağırsaktan gelen besin atıklarının ilk ulaştığı bölgedir. Apandis sekuma bağlıdır.
Vücut için önemli bir eser element, antioksidan etkisi vardır.
Testis kanserinin bir türü, genellikle iyi huyludur.
Bir grup birlikte görülen belirtiler ve bulgular.
Kimyasal maddelerin birleştirilerek oluşturulması.
Kanserin yayılmasını ilk alan lenf nodu, biyopsi ile incelenir.
Vücudun enfeksiyona karşı aşırı ve zararlı yanıtı, hayatı tehdit eder.
Hücrelerde oksidatif stres yaratan, elektron eksikliği nedeniyle kararsız ve reaktif moleküllerdir. DNA hasarına yol açarak kansere katkıda bulunabilirler.
Ameliyat sonrası cerrahi bölgede sıvı birikimi.
Beyinde ve bağırsakta sinir ileticisi, ruh hali ve bağırsak fonksiyonlarını etkiler.
Rahim ağzı (serviks) hücrelerinde anormal değişimlerin görülmesidir. HPV enfeksiyonuna bağlı gelişebilir ve tedavi edilmezse kansere dönüşebilir. Pap smear testiyle erken teşhis mümkündür.
Rahmin alt kısmında bulunan, vajinaya açılan dar kanal. Serviks kanseri en çok bu bölgeden başlar ve düzenli smear testleriyle erken teşhis edilebilir.
Gırtlakta bulunan ve ses üretiminden sorumlu yapılar.
Belirti vermeyen veya yavaş ilerleyen lösemi türü.
T hücreli cilt lenfomasının nadir ve agresif tipi.
Nadir görülen genetik hastalık, pankreas yetmezliği ve kemik iliği sorunları ile karakterizedir.
İyonize radyasyonun biyolojik etkisini ölçen birim.
Genellikle HPV virüsü nedeniyle oluşan, ciltte kabarık, sert oluşumlar.
Kalın bağırsağın sigmoid kısmının endoskopik incelemesi.
Yiyeceklerin sindirildiği, besinlerin emildiği ve atıkların dışarı atıldığı organlar topluluğudur.
Ağrıyı önlemek için sinirin geçici olarak uyuşturulması.
Beyin, omurilik ve sinirlerden oluşan kontrol sistemi.
Kafatasındaki hava dolu boşluklar veya vücutta benzer yapılar.
Karaciğerin kronik hasarı sonucu dokusunun sertleşmesi ve işlev kaybına uğramasıdır. Uzun süreli alkol kullanımı veya hepatit virüsleri neden olabilir.
Mesanenin (idrar kesesi) cerrahi olarak tamamen veya kısmen çıkarılması işlemidir. Mesane kanseri tedavisinde yapılabilir. Bakınız : Mesane Kanseri Tedavisi
Birbirine bağlı organlar veya yapılar topluluğu.
Otoimmün hastalık, vücudun birçok organını etkiler.
Tüm vücuda veya büyük bir alana uygulanan radyasyon tedavisi.
Tüm vücuda yayılan ilaç veya tedavi yöntemi.
Mesanenin enfeksiyon veya irritasyon sonucu iltihaplanmasıdır. İdrar yaparken ağrı ve sık idrara çıkma şikayetlerine yol açar.
Mesanenin kontrast madde verilerek röntgen ile görüntülenmesi yöntemidir. Mesane ve idrar yolları problemlerinde kullanılır.
Mesanenin ucunda kamera bulunan ince bir tüp ile içten incelenmesi işlemidir. Tanı ve bazı küçük müdahaleler için kullanılır.
Hücrelerde kimyasal maddelerin ve enzimlerin mikroskop altında incelenmesi yöntemidir. Tanıda yardımcıdır.
Hücrelerin kromozom yapısının incelenmesi bilimidir. Genetik hastalıkların ve kanserlerin tanısında kullanılır.
Bağışıklık sisteminin hücreleri arasında haberleşmeyi sağlayan proteinlerdir. İltihap ve bağışıklık tepkilerinde rol oynar.
Bağışıklık hücrelerinin aşırı sitokin salgılaması sonucu ortaya çıkan ciddi iltihabi reaksiyondur. İmmünoterapi yan etkisi olabilir.
Sitokinlerin ilaç olarak kullanılmasıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirmek veya düzenlemek için uygulanır.
Hücrelerin mikroskop altında incelenmesiyle yapılan tanı yöntemidir. Kanser ve enfeksiyon tanısında kullanılır.
Herpes virüs ailesinden bir virüstür. Bağışıklığı zayıf kişilerde enfeksiyon yapabilir, kanser hastalarında risk oluşturabilir.
Herpes virüs ailesinden bir virüs türüdür. Bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.
Kanda belirli bir hücre türünün normalden az olmasıdır. Örneğin lökopeni (beyaz kan hücresi azalması).
Hücre zarının içinde, çekirdek dışında kalan jel benzeri sıvıdır. Hücre organellerini içinde barındırır.
Hücreleri öldüren veya hasar veren maddeler veya ajanlar için kullanılan terimdir. Kanser tedavisinde kullanılır.
Cerrahi olarak çıkarılan doku kenarları; temiz olması hastalığın tam alındığını gösterir.
Hücrelerin sıvı içinde toplandığı ve inceleme için hazırlandığı kanser tarama yöntemi (örneğin, Pap smear testi).
Çevre dokulara yayılan tümör ya da iltihabi hücreleri tanımlar.
Bağışıklık sistemi kaynaklı, göz ve ağız kuruluğuyla seyreden hastalık.
Erkeklerde testisleri çevreleyen deri torbası.
Yassı hücrelerden kaynaklanan kanser türü.
Katı yapıda, organ veya dokudan kaynaklanan tümör.
Vücudun hava alışverişini sağlayan organlar (akciğerler, hava yolları vb.).
Burun, boğaz, trakea, bronşlar ve akciğerlerden oluşan hava yolları sistemi.
Hormonal madde, hormon salgısını ve bazı organların fonksiyonlarını düzenler.
Hastaların sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını destekleyen profesyonel.
Bireylerin ekonomik, eğitim ve sosyal pozisyonunu belirleyen durum.
Vücut boşluklarını açmak ve incelemek için kullanılan alet.
Sperm örneklerinin uzun süre saklanması için dondurulması işlemi.
Erkek üreme hücresi.
Testise kan ve sinir taşıyan yapılar.
Omurilik çevresine uygulanan lokal anestezi türü.
Dalak ameliyatla alınması işlemi.
Kendiliğinden, beklenmedik şekilde ortaya çıkan durum.
Düzensiz, genellikle kalıtsal olmayan, tekil vakalar.
Hastalığın ilerlemediği veya büyümediği durum.
Güncel ve kabul görmüş tıbbi tedavi uygulamaları.
Hastalık için genel olarak kabul edilen tedavi yöntemi.
3 boyutlu koordinatlarla hedeflenen hassas tıbbi uygulama.
Hedeflenen bölgelerden hassas doku örneği alınması.
Cerrahi dışı, stereotaktik yöntemle radyasyonla tümör yok etme.
Hassas hedefe odaklanan radyasyon tedavisi.
Hassas ve hedefli radyoterapi yöntemi.
Enflamasyonu azaltan ve bağışıklık sistemi üzerinde etkili hormon benzeri ilaçlar.
Vücuttan dışarı açılan yapay açıklık (örneğin kolostomi).
Ağız içi mukozasında iltihaplanma.
Doku yapısını destekleyen bağ dokusu hücresi.
Üst ana toplardamarın tıkanması sonucu oluşan sendrom.
Epitel dokuda bulunan, uzun ve dikdörtgen şeklindeki hücre türüdür. Özellikle sindirim ve solunum yollarında yaygındır.
Ciltte ağrılı kızarıklık ve inflamasyon ile seyreden nadir hastalık.
Genetik olarak özdeş ya da çok benzer, özellikle transplantasyonda.

Ş

Vücutta sıvı veya kan akışını başka bir yöne yönlendiren tıbbi cihaz veya doğal yol.
Genetik bağışıklık sistemi bozukluğu, ciddi enfeksiyonlara yatkınlık.
Hayati organlara yeterli kan gitmemesi sonucu gelişen ciddi durum.

T

T lenfositlerinden köken alan bir tür lenfoma (lenf kanseri).
Bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan lenfosit türü.
T hücresinin diğer adı.
Tümörün boyutunu ve yayılımını tanımlayan TNM evreleme sisteminde bir aşama.
Gelişmiş evre tümör anlamına gelir; çevre doku veya organlara yayılım vardır.
Hastanın tedavi sonrası düzenli aralıklarla değerlendirilmesi sürecidir. Nüks (tekrar) ve komplikasyonların kontrolü için yapılır.
Beyindeki duyusal bilgileri işleyen yapı.
Kalıtsal bir kan hastalığı; anemiye neden olur.
Kandaki kırmızı ve beyaz kan hücreleri ile trombosit sayısını ve diğer parametreleri ölçen temel laboratuvar testidir. Kan hastalıklarının takibinde kullanılır.
Ana tedaviye ek olarak uygulanan, ağrıyı azaltma veya yaşam kalitesini artırma amaçlı alternatif yöntemlerdir (örneğin masaj, akupunktur).
Bir hastalık veya durumun belirtileri ve testlerle belirlenmesi sürecidir. Doğru tedavi için gereklidir.
Yeni tedavi yöntemlerinin güvenlik ve etkinliğinin araştırıldığı klinik çalışmalardır. Hastaların durumları dikkatle takip edilir.
Meme dokusunun detaylı röntgen incelemesidir. Şüpheli kitle veya belirtilerde tanı koymak için kullanılır.
Hastalıkları erken aşamada tespit etmek için yapılan test veya inceleme.
Yeni tarama yöntemlerinin etkinliğini test etmek için yapılan klinik çalışma.
Meme kanserini erken tespit etmek için yapılan düzenli meme röntgeni.
Tıbbi görüntüleme yöntemi (röntgen, BT, MRI gibi).
Kalp atım hızının normalden yüksek olması (genellikle dakikada >100 atım).
Hastalıkları iyileştirmek için uygulanan yöntemler bütünü.
Hastalığı iyileştirme veya kontrol altına alma amacıyla yapılan uygulamalar.
Radyoterapi sırasında ışının hedef alındığı anatomik bölge.
Yeni tedavi yöntemlerinin etkinliğini test eden klinik araştırma.
Kemoterapi, radyoterapi veya cerrahi sonrası erken gelişen menopoz durumu.
Bir seansta tamamlanan tıbbi işlem veya ameliyat.
Beynin üst kısmındaki bölge (tentorium beyni ayıran yapıdır).
Beynin arka çukurunda, tentoryumun (beyin zarı) altında yer alan bölge.
Doğum kusurlarına neden olabilen madde.
Genellikle germ hücrelerinden gelişen, farklı dokular içeren tümör.
Hastalığın artık tedavi edilemediği ve ölümle sonuçlanacağı evre.
Vücut yüzey ısısını ölçen görüntüleme yöntemi.
Organ veya dokunun normal pozisyonunun tersine dönmesi durumu.
Erkek üreme organının her biri.
Erkek üreme organları; sperm ve testosteron üretir.
Erkeklerde testislerden salgılanan cinsiyet hormonu.
Timus bezinden kaynaklanan genellikle iyi huylu tümör.
Bağışıklık sisteminin gelişiminde rol oynayan, göğüs boşluğunda bulunan organ.
Tiroid hormonlarının sentezinde kullanılan bir protein.
Boynun ön kısmında yer alan ve hormon salgılayan bez.
Metabolizma ve enerji dengesini düzenleyen hormonlar (T3, T4).
Hipofizden salgılanarak tiroidi hormon üretimi için uyaran hormon.
Tiroid bezinin cerrahi olarak çıkarılması işlemi.
Tiroid bezinden salgılanan ana hormonlardan biri.
Kanser hücrelerinin büyümesini durdurmak için tirozin kinaz enzimini engelleyen ilaçlar.
Hastanın önceki sağlık durumu ve hastalık kayıtları.
Kanser tedavisinde ilaç ve kemoterapi uygulayan uzman doktor.
Tümör boyutu (T), lenf nodu tutulumu (N) ve metastaz (M) esaslı evreleme sistemi.
Kanser tedavisinde radyasyon kaynağı küçük tohumlar şeklinde doğrudan tümöre yerleştirilir.
Canlılar tarafından üretilen zararlı madde.
Bir maddenin vücuda zarar verme derecesi.
Vücudu kesitsel olarak görüntüleyen radyolojik yöntem.
Deri üzerine uygulanan, yüzeysel etki gösteren ilaçlar veya tedaviler.
Cilt yüzeyine doğrudan uygulanan kemoterapi ilacı.
Kök hücre, kemik iliği veya organların donörden alınması (toplanması) işlemi.
Kanı dokulardan kalbe taşıyan damar.
Göğüs boşluğunun endoskopi ile incelenmesi. Detaylı Bilgi : Torakoskopi nedir?
Göğüs kafesinin cerrahi olarak açılması.
Kalp ve akciğerleri içeren gövde bölgesi.
Göğüs boşluğundan sıvı alınması işlemi.
Rahmin tamamının cerrahi olarak çıkarılması işlemi.
Tüm meme dokusunun cerrahi olarak çıkarılması işlemi.
Havanın akciğerlere taşındığı boru şeklinde yapı.
Soluk borusunun (trakea) sağ ve sol ana bronşlara ayrıldığı noktadır. Bronkoskopi sırasında anatomik olarak önemli bir referans noktasıdır.
Boyundan doğrudan soluk borusuna açılan cerrahi açıklık.
Karın kası ve derisinden alınarak meme rekonstrüksiyonunda kullanılan doku.
Ultrason cihazlarında kullanılan ve ses dalgalarını ileten/dönüştüren aygıt.
Kan veya kan ürünlerinin bir kişiden diğerine verilmesi işlemi.
Işığın vücut dokularından geçirilerek yapılan muayene yöntemi.
Ağrı tedavisinde kullanılan düşük voltajlı elektrik akımı cihazı.
Kromozom parçalarının yer değiştirmesiyle oluşan genetik değişiklik.
Prostat gibi organların makat yoluyla ultrasonla incelenmesi.
Vajinal yolla yapılan ultrasonografi yöntemi.
Tiroid hormonlarından biri; metabolizmayı düzenler.
Çenenin kas spazmı nedeniyle açılmasında zorluk yaşanması.
Bir kromozomun üç kopya hâlinde bulunması durumu (örn. Down sendromu – Trizomi 21).
Kanın pıhtılaşmasında görevli hücre.
Kandan trombositlerin seçici olarak alınması işlemi.
Kandaki trombosit sayısının anormal derecede yüksek olması.
Kanın pıhtılaşmasında görev alan hücre parçacıkları.
Kandaki trombosit sayısının normalin altında olması.
Hafif derecede artmış trombosit sayısı.
Kan damarlarında pıhtı oluşumu.
Genetik bir hastalık; deri, beyin ve diğer organlarda tümör gelişimine yol açabilir.
Ağızda tükürük üreten bezler.
Genellikle kök hücre naklinden önce bağışıklık sistemini baskılamak amacıyla yapılan ışın tedavisi.
Anormal hücre çoğalması sonucu oluşan kitle.
Özellikle tedavi başında tümörün geçici olarak büyümesiyle ortaya çıkan yanıt.
Bağışıklık sistemini tümöre karşı harekete geçirmek için kullanılan aşı.
Hücre bölünmesini kontrol eden ve tümör oluşumunu engelleyen genler.
Tümör varlığını veya seyrini gösteren kanda veya dokuda bulunan madde.
Tümör hücrelerinin hızla parçalanması sonucu ortaya çıkan tehlikeli metabolik bozukluk.
Bağışıklık sistemi tarafından salgılanan ve tümör hücrelerini yok eden bir protein.
Vücutta mevcut tümör hücrelerinin veya kitlelerinin toplam miktarı.
Tümör burden ile aynı anlamda kullanılır.
Fallop tüplerinin cerrahi olarak çıkarılması.
Fallop tüpleri ve yumurtalıkların cerrahi çıkarılması.
Nadiren görülen, B lenfositlerinden kaynaklanan bir kronik lösemi türüdür; mikroskop altında hücrelerin “tüylü” görünmesiyle adlandırılır.

U

Ses dalgaları kullanılarak iç organların görüntülenmesini sağlayan yöntem.
Güneşten gelen ve cilt kanseri gibi zararlara neden olabilen ışın türü.
Özellikle multipl miyelom gibi bazı kanserlerin evrelenmesinde kullanılan sistem.
Vücudun yalnızca bir tarafını etkileyen durum.
İdrarın vücuttan dışarıya bir açıklık (stoma) aracılığıyla atılması işlemi.
Klinik araştırmalara veya tedavilere katılacak hastalarda aranan özellikler veya şartlar.
Aşırı uyku hali ile karakterize klinik durum.
Aşırı uyku hali veya uyanıklıkta düşüklük.

Ü

İlk iki tedavi başarısız olduğunda denenen alternatif tedavi yöntemi.
Kalın bağırsağın iltihaplı, ülserli bir hastalığı; kronik inflamatuar bağırsak hastalığıdır.
İnsanların üremesini sağlayan organlar ve yapılar.
Böbrekten mesaneye idrar taşıyan ince tüpler.
Üreterin içinin ışıklı bir aletle incelenmesi.
Üreterin karın duvarına ağızlaştırılması işlemi (idrarın dışarı atılması için).
İdrarın mesaneden dışarı atılmasını sağlayan kanal.
İdrar ve üreme sistemlerini kapsayan bütün.
Ürolojik kanserler (prostat, mesane, böbrek vb.) konusunda uzman doktor.
Yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının endoskopla incelenmesi.
Yemek borusu, mide ve ince bağırsağın üst kısmının radyolojik görüntülemesi.
Anormal döllenme sonucu oluşan, plasenta dokusunun üzüm salkımı benzeri büyüdüğü, genellikle gebelik sırasında görülen patolojik durum.

V

Genetik mutasyonu olmayan, doğal haliyle bulunan genetik yapı.
Kadın üreme sisteminin dışa açılan kaslı kanalı.
Vajinanın bir kısmının veya tamamının cerrahi olarak çıkarılması.
Suçiçeği ve zona hastalıklarına neden olan virüs.
Spermi testislerden üretraya taşıyan ince kanal.
Erkeklerde sperm kanallarının bağlanmasıyla gerçekleştirilen doğum kontrol yöntemi.
Kan damarlarının iltihaplanmasıyla seyreden hastalık grubu.
Safra ve pankreas kanallarının birleşerek onikiparmak bağırsağına açıldığı anatomik bölgedir.
Kan damarlarını genişleten madde ya da ilaç.
Kan damarlarını daraltan madde ya da ilaç.
Uzun süreli damar yoluyla tedavi için kullanılan cihaz (örn. port kateter).
Organ, doku veya kan bağışı yapan kişi veya kaynak. Transplantasyon için önemlidir.
Sol supraklavikular bölgede lenf düğümü; metastatik kanser belirtisi olabilir.
Enfeksiyonlara neden olan mikroskobik patojen.
Vücut fonksiyonları için gerekli olan organik bileşikler.
Kalıtsal tümör oluşumuna yatkınlık oluşturan genetik hastalık.
Vücut boşluklarına uygulanan tedavi (ör. brakiterapi).
Kadın dış genital organlarının tümü.
Vulvanın bir kısmının veya tamamının cerrahi olarak çıkarılması.

W

Kemik iliğinde anormal plazma hücrelerinin aşırı IgM üretimi ile seyreden nadir bir lenfoma türü.
Erken yaşlanma ile karakterize nadir bir genetik hastalık.
Pankreas başı, duodenum, safra yolları ve midenin bir kısmının çıkarıldığı cerrahi işlem.
Çocuklukta görülen, böbrekten kaynaklanan malign bir tümör.
Bağışıklık sistemi bozukluğu, kanama eğilimi ve egzama ile seyreden genetik hastalık.

Y

Deride bulunan, yağ (sebum) salgılayan bezler.
Tedavi sırasında ortaya çıkan istenmeyen etki veya reaksiyon.
Vücudun orta hattından uzağa doğru olan taraf.
Görüntüleme ile hastalık ilerlemesi gibi görünen, aslında tedaviye yanıtı gösteren durum.
Tedaviye gerçek yanıt olmadan hastalık belirtilerinin azalmış gibi görünmesi.
Tedaviye veya uyarana organizmanın gösterdiği tepki.
Araştırmalarda, sonuçların sistematik olarak belirli bir yöne kaymasına neden olan hatadır. Bilimsel çalışmalarda objektifliği azaltır.
Testin, hastalık var olduğu halde “negatif” yani normal sonuç vermesi durumudur.
Testin, hastalık olmadığı halde “pozitif” yani hastalık varmış gibi sonuç vermesidir.
Yapay gırtlak, larenjektomi (gırtlak alımı) sonrası ses üretimini sağlamak için kullanılan cihazdır. Elektrolarinks olarak da bilinir ve titreşim üreterek ağız yoluyla konuşmayı mümkün kılar.
İlacın, vücutta konsantrasyonunun yarıya inmesi için geçen süredir; ilaç dozlamasında önemlidir.
Gırtlağın bir kısmının ameliyatla alınması; genellikle gırtlak kanserinde uygulanır.
Bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan yaşamdan aldığı genel memnuniyet düzeyi.
Ölüm aşamasındaki hastalara yönelik ağrı kontrolü, psikososyal destek ve bakım hizmetleridir.
Deri ve bazı organların yüzeyini kaplayan yassı epitel hücresi.
Yassı hücrelerden kaynaklanan kanser türü.
Özellikle bazı kanser türleri için kullanılan, yavaş büyüyen ve ilerleyen anlamındaki terim.
Kanser hücrelerinin vücutta birçok farklı alana yayılması durumudur. Metastaz anlamına gelir.
Kanserli hücrelerin bulundukları dokuda yayılmadan kalması durumu.
Kanser hücrelerinin epitel dokuda sınırlı kaldığı, henüz çevre dokulara yayılmamış erken evre kanserdir. Genellikle tedaviyle tamamen iyileşme şansı yüksektir.
Tıbbi cihaz, kateter veya implantın vücuda yerleştirilmesi işlemi.
Başlangıç tedavisinden sonra, kalan hastalığı yok etmeye yönelik uygulanan güçlü tedavi süreci.
Genellikle çocuklarda görülen, germ hücrelerinden kaynaklanan nadir kanser türü.
Genellikle kronik hastalıklarda veya kanser tedavisi sırasında görülen aşırı halsizlik ve enerji kaybı durumudur.
Anüs çevresindeki dokuların detaylı incelenmesini sağlayan görüntüleme yöntemi; HPV ile ilişkili lezyonlarda kullanılır.
Tümörün mikroskopik olarak hızlı büyüme ve yayılma eğiliminde olduğunu ifade eden tanım.
Özellikle damar yoluyla verilen beslenme türü; hasta ağızdan beslenemediğinde uygulanır.
Dişi üreme hücresi.
Kadınlarda üreme organlarından biri.
Kas, yağ, bağ dokusu gibi sert olmayan dokular.
Ağız ve burundan gırtlağa açılan kanal.

Z

Hücre veya organları çevreleyen ince yapı.
Zararlı böcek veya organizmaları öldürmek için kullanılan kimyasal madde.
Varicella-zoster virüsünün neden olduğu ağrılı deri döküntüsü.